BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Av. Nuray Ergin

# 30 Kasım 2017 Perşembe

Kelimeler düşünceleri, düşünceler ise davranışları oluşturuyor. Davranış senin kişiliğindir, senin nasıl bir insan olduğunu karşındaki insana hissettiren en önemli harekettir. Davranışlar, bir anlamda karakterimizin özünü oluşturan bir hücrenin çekirdeği gibidir. Düşüncelerin ve kelimelerin ne olursa olsun insanlar, seni davranışlarınla tanır. Davranışlar ve insanların vücut dilleri, kendi aralarındaki sevgiyi ve yabancılığı da gösteren bir ayna gibidir.

 

Rene Descartes ‘’İnsanların gerçekte ne düşündüklerini anlayabilmek için ne söylediklerine değil ne yaptıklarına dikkat ediniz. ‘’der. ‘’İnsanların ilk söylediklerine değil son yaptıklarına bakacaksın.’’ Günümüzde de bu sözü destekler gibi; çoğu insan, adeta bir oyuncu olmuş, sahte kelimeler kullanarak, yaşadığı toplumun içinde davranışları ile rol yapmayı benimsemiştir. Yaşadığımız şu zamanda ahlaki hastalıklarımız artmıştır. Samimiyetsizlik, yalancılık, yüze gülüp arkadan konuşmak, menfaatçilik gibi garip ahlaki özelliklerimizi, ne yazık ki normal de görmeye de başlamışız. Davranışlarımız düşüncelerimizden çok farklı, göründüğümüz gibi değiliz.  İç dünyamız bu hastalıklarla kirlendikçe rahatsız olmak yerine, aynı rolleri birbirimize karşı oynayan bir oyuncu gibi aynı rolleri her gün oynayarak kişiliğimizi de değiştirmişiz. Herkesi yabancı ve yalancı görüyoruz ancak aynaya bakıp yüzümüze bakmak aklımıza gelmiyor. Güven denen duygu ki belki sadece annelerimize duyduğumuz bir duygu olarak kalmış. Sözlerimiz güzel olsa da davranışlarımız ile bu güven bozulmuş, güven vermeyen insanlar olmuşuz. Oysa yalnızca dostlarımıza değil bizi düşman olarak görenlere karşı dahi güven verebilmemiz gerekirdi.

 

Aileyi, dostluğu, toplumu hatta devleti inşa eden ve bir arada tutan en önemli unsur güvendir. Sonuçta düşüncelerimiz, hayata bakış açımız, anlayışlarımız farklı olsa da bizi bir arada tutacak olan birbirimize olan güven duygusu olacaktır. Şunu söyleyebilmeliyiz çevremizdekilere ( ki bu da ancak davranışlarımızla mümkündür ), seninle aynı fikirde, aynı anlayışta değilim ancak benden sana zarar gelmez. Kökeni Farsçadan gelen Merhaba kelimesinin genel anlamı da ‘’benden sana zarar gelmez ‘’ zaten güven duygusunun kelimelere dökülen halidir. Ya davranışlarımız işte burada hepimizin bakış açısını ve hayatlarımızı etkilemektedir. Toplum olarak; genel davranışlarımıza baktığımda ise, çoğumuz birbirimize olan güvenimizi sarsan davranışları yapmaya devam ediyoruz. İşin ilginci, toplum olarak aynada kendimize bakmadığımız için kendi iç dünyamızın karardığından haberimiz bile yok ne yazık ki…

 

Aslında bir insanı sevmek için insanı tanımaya ve görmeye bile gerek yoktur. Her insan zaten sevgi ve muhabbet ile doğar. O sevginin güzelliğini bebeklerin ve âşıkların yüzünde çok rahat görebilirsiniz. Güzel davranışlar ise, insana iyi ki onu sevmişim dedirtir. Ancak ne yazık ki her insanın içindeki bu sevgi duygusu;  zaman içinde, insanlara olan güven duygusunu kaybetmesi ile bozulur. O yüzden bebekken insanların yüzünde olan o ışık büyüdüğünde kaybolur. Bunun nedeni toplumsal davranışlarımızla bozulan insandaki güven duygususun tezahüründendir. Davranışlarımız ile güven ve sevgi duygusu bozuldu. İşte o nedenle dünyaya kavgalar ve savaşlar kaldı.

 

Johan Wolfgang Goethe ‘’ Ne kadar bilge düşünce varsa, hepsi daha önce binlerce kez düşünülmüştür; düşünceleri gerçekten kendimizin kılmak istiyorsak, onları kişisel yaşantımızda kök salmalarını sağlayıncaya dek tüm dürüstlüğümüzle yeniden düşünmemiz gerekir. ‘’der. Söylediğimiz güzel düşüncelerin içimizde kök salması için onları dış dünyamızdaki insanlara değil asıl içimizdeki nefse söylemeliyiz. Nefsimize her zaman ‘’Ben asla kötülük yapamam. Ben kimseye zarar veremem. Benim iç dünyamda hiçbir kötülüğü ve kötü düşünceyi kabul etmiyorum.’’ demeliyiz. Hiçbir menfaat, yapacağın kötülüğe değmez. Huzurun, başkalarına yaptığın iyiliklerden gelir. Huzurun için yaptığın güzel davranışlar ve iyiliklerle mutlu da olabiliyorsan işte o zaman insanlığın en şerefli makamındasın.

 

‘’Pek çok kişi kafalarındaki önyargıları düzene sokmakla meşgul olurken, düşündüklerini zanneder’’ Düşüncelerimizdeki bu önyargılı bakış açılarımız, birbirimize olan davranışlarımıza da yansımaktadır. İçimizdeki bu önyargılı düşünceleri aşabilsek, birbirimize olan davranışlarımız da güzelleşecek.

 

Sevgiye giden yol davranışların güzelliğinden gelir.

 

O zaman kelimelerimizdeki o güzelliğin, davranışlarımıza da sirayet etmesi ve bir ışık olarak da yüzümüze yansıması temennisiyle sevgiyle kalın…

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Av. Nuray Ergin - Diğer Yazılar

 
# 8 Mayıs 2017 Pazartesi
# 22 Şubat 2017 Çarşamba
# 25 Şubat 2015 Çarşamba
Buraya kadar kitaplarda anlatılan İstanbul’u anlattım. Ya benim İstanbul’um ben onu nasıl görüyordum.
# 27 Kasım 2014 Perşembe
Hukukun amacı başkalarına zarar verici eylemleri yasaklamak olduğundan hukuk kurallarının ahlakla olan ilgisi ortadadır. İnsan toplulukları, toplumlaşma aşamasına geçtiklerinden bu yana, her dönemde ahlâka sahip olmuşlardır.
# 27 Şubat 2014 Perşembe
Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü ‘dönüşüm’ kelimesini, ‘’olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, tahavvül, inkılap, transformasyon” olarak tanımlamaktadır.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır