BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
1959 yılında BM Genel Kurulu`nda Çocuk Hakları Bildirisi yayınlandı, 1979 Dünya Çocuk Yılı ilan edildi, 20 Kasım 1989`da da BM Çocuk Hakları sözleşmesi kabul edildi.. Bu nedenle her yıl 20 Kasım`da “Dünya Çocuk Hakları Günü” kutlanmaktadır.




1959 yılında BM Genel Kurulu`nda Çocuk Hakları Bildirisi yayınlandı, 1979 Dünya Çocuk Yılı ilan edildi, 20 Kasım 1989`da da BM Çocuk Hakları sözleşmesi kabul edildi.. Bu nedenle her yıl 20 Kasım`da “Dünya Çocuk Hakları Günü” kutlanmaktadır.
Av. ALEV SEZEN
M.A. Adli Bilimler Uzmanı


1959 yılında BM Genel Kurulu`nda Çocuk Hakları Bildirisi yayınlandı, 1979 Dünya Çocuk Yılı ilan edildi, 20 Kasım 1989`da da BM Çocuk Hakları sözleşmesi kabul edildi.. Bu nedenle her yıl 20 Kasım`da “Dünya Çocuk Hakları Günü” kutlanmaktadır.

Dünya üzerinde birçok çocuk ya savaş ortasında ya da açlık sınırında yaşamını sürdürüyor. Bu koşulları ortadan kaldırmak ve onlara daha iyi bir yaşam sağlamak amacıyla hazırlanan Çocuk Hakları Sözleşmesi, 191 ülke tarafından kabul edilmiştir. Türkiye`nin de 1990 yılında imzaladığı bu sözleşme toplam 54 maddeden oluşmaktadır.

Dünyadaki ve Türkiye`deki çocukların durumuna baktığımızda gerek istatistikî veriler, gerek anket sonuçları ve gerekse haberler pek de umut verici değildir.

DÜNYA GENELİNDEKİ DURUM

• 2001 senesinde yayınlanan “Risk Altındaki Dünya Çocukları Raporu”na göre; dünyanın toplam nüfusu 6 milyar 300 milyon. 0-18 yaş arası çocuk nüfusu 3 milyar 50 milyon. Bu çocukların 1 milyar 900 milyonu 15 yaşından küçük. 500 milyon çocuk ise henüz 3 yaşını aşmamış. Her 100 çocuktan 6`sı 5 yaşına varmadan ölüyor. Gelişmekte olan ülkelerde 5-14 yaşlarında 200 milyon çocuk mutlak yoksulluk düzeyinin altında bulunuyor. Dünya üzerinde 800 milyon insan iyi beslenemiyor. Dünyada 30 milyon civarında AIDS`li yaşıyor. Dünya genelinde çocukların yüzde 71`i temiz su içebiliyor. Okul çağı içinde bulunan 135 milyon çocuk okuma-yazma bilmiyor. Gelişmiş ülkelerde ise çocukların yüzde 98`i okula kayıtlı. Dünyada eğitim harcamalarına 781 milyar dolar harcanıyor. AIDS ve HIV yüzünden risk altındaki çocuk sayısında da önceki yıllara göre artış oldu. Dünya çocuk riski puanı 30, Türkiye`nin çocuk riski puanı ise 15`dir. 20. Yüzyılın en güçlü olgularından biri olan küreselleşme, yoksulluğu daha da yaygınlaştıran eğilimlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Dünyada her iki çocuktan biri şiddete maruz kalıyor.

• Dünya üzerinde 15 milyona yakın çocuk çatışmalar yüzünden evlerinden ayrı yaşamak zorunda kalıyor. Geçen 10 yıl içerisinde 2 milyona yakın çocuk çatışma ortamlarında öldürüldü. 1 milyondan fazla çocuk yetim kaldı. 6 milyona yakın çocuk ciddi olarak sakat kaldı. 10 milyona yakın çocuk psikolojik travma geçirdi. Her ay 800 çocuk kara mayınlarından dolayı ölüyor veya sakat kalıyor. Yaklaşık 90 ülkede 60 milyona yakın çocuk kara mayınlarının tehdidi altında yaşıyor. Afganistan`daki çocukların %72`si bir yakınını kaybetmiş, %65`i çevrelerinde cesetler görmüş. %50`si birilerini roketli veya bombalı saldırılar neticesinde ölürken görmüş.

• Dünya`da 35`e yakın ülkede 300 bin civarında çocuk hükümet ya da muhalif gruplar adına asker olarak savaşıyor. Çocuklar 85`ten fazla ülkede askere alınıyorlar. Çocuk askerlerin çoğunluğunu 15-18 yaş dilimindeki çocuklar oluşturmakla birlikte henüz 7 yaşında olan çocuk askerlere de rastlanıyor. Örneğin; Orta ve Güney Afrika`da bazılarının henüz 7-8 yaşında olduğu 120 bin çocuk asker fiilen çatışmalara katılıyor. Çocuk askerlerin yoğun olduğu yerler Angola, Sierra Leone, Burundi, Kongo, KDC, Etiyopya, Liberya, Ruanda, Sudan, Uganda. Burundi`de askere alınma yaşı 15. Ruanda`da ise 16. Sierra Leone`de hükümet destekli "Yurttaş Savunma Birlikleri"nin %30`a yakını 7-14 yaş arası çocuklardan oluşuyor. Angola`nın sınır ötesinden getirdiği 2000 Namibyalı çocuğu asker yaptığı yönünde raporlar var.

• Dünya üzerindeki mülteci ve sığınmacıların %80`i kadın ve çocuk. Dünyada kendi ülkelerinde yerlerinden/yurtlarından edilmiş 25 milyondan fazla çocuk var. Bunlardan 10 milyon kadarı BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK/UNCHR)nin himayesi altında bulunuyor. Çeşitli sebeplerle memleketini terk etmek zorunda kalan bu çocukların bir kısmı yolda ailelerinden ayrı düşüyor ve bazen onlara hiç kavuşamıyor.

• Kesin rakamlar bilinememekle birlikte yılda 2,5 milyona yakın insan kaçırılıyor. Kaçırılanların yarıya yakını kız çocukları. Erkek çocukları da kaçırılıyor.

• Dünyada 60 milyon kız çocuğu kayıp.

• ILO`nun güncel araştırma ve son nüfus verilerine göre, dünya genelinde 5-11 yaş grubunu teşkil eden çocukların 60 milyona yakını çalışıyor. Dünyada 9-14 yaş grubunda 272 milyon çocuk çalışıyor.

• Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü, hala yılda 1.7 milyon çocuğun aşıyla korunabilir hastalıklar nedeniyle yaşamlarını kaybettiğini ifade ediyor.

• Bebek ölümlerindeki azalış (1980-1998) küreselleşme döneminde, önceki 20 yıla göre daha düşük olmuştur. Eğitim ve okur yazarlık konusunda da, kürselleşme döneminde eğitimdeki ilerleme daha düşüktür.

• Her yıl 7 milyon çocuk yalnızca borç krizlerinden dolayı ölmektedir. 1 Ocak 2000-24 Mart 2001 tarihlerinde sadece bu nedenle 8.525.038 çocuk öldü.

• 2002 yılında 1.7 milyon çocuk, hükümetler yoksulluk düzeyini azaltıcı çabalara yeterli düzeyde girmediği için, yaşamlarını yitirmiştir”.

• Günümüzde dünyadaki çocuk sayısı 2.2 milyar; yoksulluk içindeki çocuk sayısı ise 1 milyardır (her iki çocuktan biri). Gelişmekte olan dünyadaki 1.9 milyar çocuk arasında 640 milyonu yeterli barınmadan mahrumdur (her üçünden biri). 400 milyon çocuk kullanılabilir sudan mahrumdur (beşte biri). 270 milyon çocuk sağlık hizmetlerinden mahrumdur (yedide biri). Dünya çapında eğitimden mahrum çocuk sayısı ise 121 milyondur. Dünya ölçeğinde 2003`te 5 yaşına ulaşmadan ölen çocuk sayısı 10.6 milyondur (Fransa, Almanya ve Yunanistan ve İtalya`daki çocuk sayısına denk). Her yıl 1.4 milyon çocuk sağlıklı içme suyu ve yeterli sağlıktan mahrum olduğu için ölmektedir. Dünya ölçeğinde aşı olamadıkları için her yıl 2.2 milyon çocuk ölmektedir. 15 milyon çocuk HIV/AİDS nedeniyle öksüz kalmaktadır (yaklaşık Almanya ve İngiltere`deki çocuk sayısının toplamı).

• BM Çocuk Fonu Unicef`in yöneticisi Ann Veneman, Afrika`da kaydedilen çocuk ölümlerinin en az yarısının önlenebilir nedenlere bağlı olduğunu açıkladı. Dünyada her yıl kolaylıkla önlenebilecek hastalıklar ya da kötü beslenme yüzünden 10 milyondan fazla çocuğun öldüğünü, bu ölümlerin 5 milyon kadarının Afrika ülkelerinde kaydedildiğini söyledi.

• Afrika son 40 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Somali, Etiyopya, Eritre, Cibuti ve Kenya`da 700 bin insan ölümün eşiğinde. 11 milyon insan açlık ve susuzlukla karşı karşıya. Bu sayının 3 milyonunu çocuklar oluşturuyor.

• Dünya Gıda Programı, Afrika`da açlığın yol açtığı çocuk ölümlerinin ortadan kaldırılması için 5 milyar doların yeterli olacağını açıkladı.

• Çocuk Pornografisine Karşı Finansal Koalisyon`un verilerine göre, son birkaç yılda çocuk pornografisi 20 milyar dolarlık bir sektör haline geldi. Bugün internette 100 bini aşkın çocuk pornografisi sitesi bulunuyor. On-line pornografi görsellerinin yüzde 19`u üç yaşın altındaki çocuklara ait.

• Uluslararası Kölelik Karşıtlığı Örgütü, yetişkinlere göre daha savunmasız olan çocukların pornografinin tuzağına düşürüldüğüne, ucuz işçi ya da asker olarak kullanıldığına dikkati çekerek, dünyada 8.4 milyon çocuk köle bulunduğunu söyledi.

• Sosyal-İktisadi Araştırmalar Merkezi`nin (SİAR) verilerine göre; her yıl 1350 çocuğun dayaktan ölüyor, 30 milyon genç nüfus ise sokaklarda şiddetle burun buruna yaşıyor.

• Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam`ın raporunda, her çocuğun okula gidebilmesi için hala 10 milyar dolar ve dünya çapında tıbbi yardım temini için de 27 milyar dolara ihtiyaç olduğu belirtildi. Her 3 saniyede 1 çocuğun öldüğü ifade edildi.

• Brezilya Aile Hukuku Enstitüsü (Ibdfam) adlı sivil toplum kuruluşunun yetkilileri, Brezilya`da yılda yaklaşık 300 bin kız çocuğunun ensest kurbanı olduğunu bildirdi. Bu kızlardan 100 bininin intihar girişiminde bulunduğu belirtildi. 18 yaş altındaki her dört kızdan birinin de cinsel taciz kurbanı olduğu kaydedildi. Ibdfam, erkek çocukların maruz kaldığı cinsel taciz vakalarının saptanmasının daha güç olduğunu, ancak her on çocuktan birinin cinsel tacize uğradığı tahmininde bulundu.

• Memur-Sen`in dünyada ve Türkiye`deki çocuk işçiliğine yönelik hazırladığı raporda, dünyadaki her 5 çocuktan birinin yoksulluk sınırı altında yaşadığı ve gelişmekte olan ülkelerde 252 milyon çocuk işçi çalıştığı belirtildi. Yaşları 5 ile 11 arasında değişen 50–60 milyon çocuk tehlikeli koşullarda çalışıyor.

TÜRKİYE`DEKİ DURUM

• 2001 senesinde yayınlanan “Risk Altındaki Dünya Çocukları Raporu”na göre; Türkiye`de yılda 0 - 18 yaş arasındaki nüfus 27 milyon. 5 yaş altı nüfus 7 milyon. Yıllık doğum sayısı 1 milyon 400 bin. Nüfusumuzun büyük bölümünü çocuklar oluşturuyor.

• Türkiye`de koruma altındaki çocuk sayısı 16 bin 595`dir.

• 4 - 18 yaşları arasındaki çocuk nüfusu içinde 1 milyon 100 bin özürlü çocuk bulunuyor. Özürlü çocukların okullaşma oranları yüzde 2 civarındadır. Özel eğitim dahil ilköğretimden yararlanan özürlü çocuk sayısı 28 bindir.

• Türkiye`de her üç çocuktan biri sağlıklı beslenemediği için gelişme ve büyüme bozukluğu içinde.

• Hiç aşı olmayan çocuk sayısı yüzde 4, 12-23 aylık bebeklerin ise yalnızca yüzde 41`i aşılı.

• Türkiye`de 6 - 18 yaş grubundaki çalışan çocuk sayısı 6 milyon sınırına dayanmıştır. Çalışan çocukların ise yüzde 30`u okula gitmiyor.

• Türkiye`de ilköğretime devam oranı kız çocuklarının yüzde 69 erkek çocukların yüzde 73, ortaöğretime kayıt oranı ise kızlarda yüzde 48, erkeklerde yüzde 67.

• TBMM nin “Sokak Çocuklarını Araştırma Komisyonu”nun raporuna göre sokak çocukları 40 bin. Ancak gerçek rakamın çok daha fazla olduğu söyleniyor.

• İnternetteki en büyük arama motoru Google`dan çocuk pornosu sitelerine girişte Türkiye`nin dünya birincisi olduğu ortaya çıktı. Çocuk pornosu izlemekten tutuklanan kişilerin özellikleri hemen hemen aynı: Çoğu üniversite mezunu, kariyer sahibi, bekâr ve ana kuzusu... İstatistiklere göre, çocuk pornonusun en çok `tıklandığı şehir, şehir Türkiye`nin eğitim seviyesi en yüksek şehri olan İzmir.

• Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü tarafından İstanbul Zeytinburnu Sağlık Grup Başkanlığı bölgesindeki karma lise eğitimi alan 4 lisede depresyon yaygınlığını belirlemek amacıyla yapılan araştırmada, kız öğrenciler arasında ağır depresyon görülme oranı yüzde 9.6, erkek öğrenciler arasında yüzde 5.4 olarak saptandı. "Baskıcı tutum" sergileyen ailelerin çocuklarında ağır depresyon oranı yüzde 16.1 iken, "özgür, demokratik tutum" sergileyen ailelerin çocuklarında bu oran binde 1`e düşüyor. Çekirdek aile yapısında ağır depresyon oranı yüzde 6.7`ye, geniş ailede yüzde 12`ye çıkıyor. Gençlerin yüzde 72`si ise hafif düzeyde depresyon geçirdiğini belirtiyor.

• Çocukların suça karışma oranını son 10 yılda iki kattan fazla artış gösterdi.

• 18 yaş altındaki şüphelilerin karıştığı suç oranında özellikle asayiş suçlarında büyük artış gözleniyor. Son 6 yılda çocukların işlediği hırsızlık yüzde 80, gasp yüzde 300 arttı.

• Türkiye`de hırsızlıkla suçlanan her 100 kişiden 34`ünü çocuklar oluşturuyor.

• İstanbul Emniyet Müdürlüğü`nün verilerine göre, 2006`nın ilk 2.5 ayında meydana gelen 2 bin 326 olayda 2 bin 702 çocuk gözaltına alındı, 221`i tutuklandı.

• Suç örgütleri özellikle 12 yaşından küçük kız çocuklarını kullanıyor. Hırsızlık ve kapkaç suçlarında kullanılan kız çocuklarının suça karışma oranı, erkek çocuklardan fazla.

• 18 yaşından küçük çocuklarda en çok suç işleme oranı yüzde 20 ile 12-15 yaş arasındaki çocuklarda görüldü. Suç işleyen ve suça karışan çocukların yüzde 70`inin ilkokulu terk ettiği ya da hiç okula gitmediği belirlendi.

• İstanbul Asayiş Raporu`nda 2003 ve 2004 kıyaslamalarına göre; çocuk suçlarında İstanbul, Türkiye geneli ortalamasının üzerine çıktı. Savcılığa sevk edilen çocukların artışı Türkiye genelinde yüzde 6`da kalırken, bu oran İstanbul`da yüzde 23 seviyesinde gerçekleşti.

• Emniyet Genel Müdürlüğü Ana Komuta Kontrol Merkezi (AKKM) Daire Başkanlığı verilerine göre Türkiye`de çocuk suçluluğunda son 5 yılda önemli artış gözlendi. 2000 yılında 122 bin 43 olan asayişe yönelik çocuk suçlarıyla ilgili olay sayısının 2005 yılının ilk 11 ayında 163 bin 867`ye yükseldiği bildirildi. Kötü alışkanlıklara başlama ve suç işleme yaşının küçüldüğü kaydedildi. Özellikle suç işletilen çocuklar seçilirken ceza almayacak yaş aralığında olanların seçildiği ve bu sayede çocuk ceza almazken tekrar yeni suçlarda kullanılabildiği ifade edildi.

• Türkiye`de 2002 yılında 6 bin 686, 2003`te ise 6 bin 761 çocuk cinsel suça konu oldu.

• Tutukevinde kalan çocukların yüzde 62`sinin uyuşturucu ve hap bağımlısı.

• Yeşilay Cemiyetinin raporuna göre; lise öğrencileri arasında son 3 yılda uyuşturucu kullanımının %100 arttığını, %53`ünün esrarı denediğini ortaya koydu. Rapor sigara kullanma yaşının 10, alkol kullanma yaşının 11 ve uyuşturucu kullanma yaşının ise 12`ye düştüğünü gösterdi.

• Türkiye`de her yıl 14-18 yaş arasında 300 bin çocuk sigaraya başlıyor.

• Araştırmalara göre, ülkemizde 2,5 milyona yakın 14 yaş altı çocuk, kötü şartlarda çalıştırılıyor. Türkiye, Uluslararası Çalışma Örgütü İLO`ya göre yasaklı çocuk çalıştıran ülkeler içinde üst sıralarda. Sadece Güneydoğu`da, 90 bin çocuk ağır şartlarda çalıştırılıyor.

• İlaç firmalarının baskısı sonucunda yeni TCK`nın “İnsan Üzerinde Deney” başlıklı 90. maddesinin 3. fıkrası hükmü ile çocuklar üzerinde de deney yapılabilmesine imkan tanındı.

• Türk Ceza Kanununun “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”yi düzenleyen 104. maddesinin 2. fıkrası, eşitlik ilkesine aykırılık nedeni ile Anayasa Mahkemesince iptal edildi. Yeni TCK yürürlüğe girmeden önce bu suçun takibi şikayete bağlı değildi ve cezanın üst sınırı da üç sene idi. 1 Haziran 2005 tarihinde yeni TCK`nın yürürlüğe girmesi ile ikili bir ayırıma gidilmiş, sadece fail ile mağdur arasındaki yaş farkı beşten fazla ise, şikayet koşulu aranmaksızın cezanın iki kat arttırılacağı belirtilmiş, diğer durumlarda şikayet koşulu aranmıştı. Ayrıca cezanın üst sınırı da iki seneye indirilmişti. Anayasa Mahkemesi eşitlik ilkesine ayrılıklık nedeni ile ikinci fıkrayı iptal etti. Artık failin yaşı ne olursa olsun bu suçun takibi için şikayet koşulu aranmakta ve verilecek cezanın üst sınırı da iki sene olmaktadır.

• Türkiye`de her iki kişiden biri çocuğun dövülmesi gerektiğini düşünüyor.

• ‘Aile İçi Şiddet Kurbanlarının Demografik Değerlendirilmesi` konulu araştırmaya göre; çocuklarda yaş büyüdükçe fiziksel istismar azalıyor, 0-3 yaş çocukların yüzde 76`sı anne istismarı ile karşı karşıya kalıyor, 16 yaşından büyük çocuklar aile dışı istismara uğruyor, kız çocukları daha fazla şiddet görüyorlar. Anne eşinden cinsel şiddet görüyorsa, kızının babası tarafından istismar edilme olasılığı 6.5 kat artmaktadır. Şiddete bağlı çocuk ölümlerinin yüzde 80`inde katil zanlısı baba olarak karşımıza çıkmaktadır.

• Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre; Türkiye genelinde 2000 ila 2005 yılları arasında 2 bin 514 bebek sokağa terk edildi.

• Yeniden Sağlık ve Eğitim Derneği tarafından 2004-2005 yıllarında yapılan ve 5 bin 308 liselinin katıldığı "Aile Araştırması" çocukların yüzde 12`sinin aile dışından kişiler tarafından, yüzde 9`unun ise aile bireyleri tarafından cinsel tacize uğradığını ortaya koydu.

• TBMM Sokak Çocukları Komisyonu Başkanı Öner Ergenç, fuhuşa sürüklenen küçük yaşta erkek çocukların olduğunu söyledi.


DEĞERLENDİRME

Çocuklar görüldüğü üzere mağdur durumdadır. Bu kadar masum ve savunmasız olan bu çocukların korunması adına atılan adımların da yeterli olmadığını görüyoruz. Göstermelik toplantılar ve uygulanmayan kararlar ile hiçbir yere varılamayacağı ortadadır. Çocukların mağduriyeti her geçen gün artarak devam etmektedir. Gerek dünyada gerekse Türkiye`de gelişen olaylar durumun vahametini çok açık bir şekilde göstermektedir.

Her yıl dünyada saç boyasına 8 milyar dolar, makyaj malzemelerine 18 milyar dolar ve genel olarak kozmetiğe 40 milyar dolar harcanmaktadır. Afrika`daki çocuk ölümleri 5 milyar dolar ile önlenebilecek iken, harcama öncelikleri ile ilgili 1998 verilerine baktığımızda dünyadaki umursamazlık ve samimiyetsizliğin geçen yıllara rağmen değişmediği de görülmektedir.

width=450


Ülkemizde de çocukların suça karışma oranlarındaki artış ürkütücü boyuttadır. Çocukları suça iten nedenler aileden ve çevreden yeterince ilgi görememe, sevgi yoksunluğu, otoriter aile yapısı, eğitimin yanlış ya da eksik olması, yetersiz din eğitimi, ekonomik sıkıntılar, ailelerin parçalanması, bazı gelenek ve görenekler, göç, dışlanmışlık psikolojisi, örnek alınan suçlu bireyler, televizyonda suç işlemenin ve mafyalaşmanın övülür hale gelmesi gibi olgulardır.

Ülkemizde, beşikteki bebeklerin dahi en ağır istismar şekli olan tecavüze uğraması ve dövülerek öldürülmesi toplumu infial noktasına getirmiştir.


ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Aşağıdakiler ile sınırlı olmamak üzere bazıları şunlardır:


DÜNYADA

• Artık işlevini ve güvenilirliğini yitirmiş uluslararası kuruluşlar yerine güvenilir ve icraat kabiliyeti olan yeni uluslararası kuruluşların ihdası.

• Tarafsızlığını yitirmiş uluslararası mahkemeler yerine hiçbir etki altında kalmayacak, tarafsız ve adil yeni mahkemelerin kurulması.

• Uluslararası sözleşmelere ve savaş hukukuna aykırılıklar kim tarafından yapılırsa yapılsın, hiçbir ayırım gözetilmeksizin suçlu tüm ülkelere anında gerekli yaptırımların uygulanması.

• Zengin ülkeler fakir ülkelere verdikleri yardım sözlerini tutmalı. Sözünü tutmayan ülkeleri diğer ülkeler kınamalı.

• Çocuk pornografisi, çocuk kaçırma gibi çocuklara yönelik suçlarda devletler birlikte ve çok hızlı hareket etmeli. Bu işbirliğini sağlayacak ve geliştirecek ortamın hazırlanması için çalışmalar yapılmalı.

• Küreselleşme ve benzeri, zengin ülkeleri daha zengin fakir ülkeleri daha fakir yapan uygulamalara son verilmeli.

• Dünya halkları öncelik ile savaş ve açlığa maruz kalan çocuklar ile çocuk fuhşu, çocuk işçiliği ve köleliği için acil bir eylem planı hazırlamalı.


TÜRKİYE`DE

• Doğumda ve doğum sonrasında yaşanan bebek ölüm olaylarının önlenebilmesi için sağlık koşulları iyileştirilmeli.

• Çocuğu olan ailelere devlet, yardımlar ve muafiyetler ile destek olmalı.

• Çocukların aşıları tam olarak yapılmalı.

• Özürlü çocukların okula gitmesi sağlanmalı, sosyal hayata daha fazla katılımları ile işlevlerini artırıcı düzenlemeler yapılmalı.

• Okullarda din eğitimine gereken önem verilerek müfredattaki kapsamı ve içeriği yeterli hale getirilmeli.

• AB uyumu çerçevesinde yürütülen suiniyetli uygulamalara son verilmeli. Ders kitaplarında bu yönde yapılan düzenlemeler çıkarılmalı. Örneğin; dini bayramlardan paskalya bayramının ve kilisede dua eden çocuk resimlerinin çıkarılması gibi.

• Televizyon ve radyolardaki yayınlar milli, manevi ve ahlaki değerlerimize uygun hale getirilmeli.

• Çocuklara alkol ve sigara satışı ağır yaptırımlara bağlanmalı. Gerek satışlarına gerekse reklam yasağına aykırı davranışlara getirilen cezalar istisnasız uygulanmalı.

• Çocukların internet kullanımına özellik ile internet kafelerde sınırlamalar getirilmeli.

• Çocuk pornografisi ile ilgili "delinmesi güç olan profesyonel filtre" kullanılmalı, hatta bu filtreler işletim sistemlerine yerleştirilmeli.

• Türk Ceza Kanunu`nda "müstehcenlik" başlığında düzenlenen yasa maddesi suçluları cezalandırmada yetersiz kaldığından çocuk pornografisi ile ilgili yeni kanun maddesi ihdas edilmeli. Ayrıca bu konuda delil toplamanın önündeki engeller kaldırılmalı.

• Anayasa Mahkemesince iptal edilen Türk Ceza Kanununun “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”yi düzenleyen 104. maddesinin 2. fıkrası karşı oy yazısında da açıkça ifade edildiği üzere çocuklarımızı fuhuş batağına sürükleyeceğinden bir an önce şikayete bağlı olmaktan çıkarılmalı ve cezanın üst sınırı arttırılmalı.

• Misyonerlik faaliyetlerinin ve ev kiliselerin önünü açan kanunlar (yeni Türk Ceza Kanununu115, 125 / 2-b ; İmar Kanunu ek 2. madde) değiştirilmeli bu tür faaliyetlere en ağır cezaların verilmesini sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmeli.

• Çocuklarını suça iten aileler cezalandırılmalı, çocuklar üzerindeki hakları derhal ellerinden alınarak bu çocuklar koruma altına alınmalı.

• Küçük yaştaki çocuğunu çalıştıran aileler cezalandırılmalı, çocuklar üzerindeki hakları derhal ellerinden alınarak bu çocuklar koruma altına alınmalı.

• Koruma altına alınan çocukların kaldığı çocuk yuvalar ıslah edilmeli.

 
 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Raporlar - Diğer Yazılar

 
# 14 Ekim 2015 Çarşamba
Akran Zorbalığı (Bullying) Raporu
BİLKA`nın hazırlayıp uyguladığı anketlere dayalı olarak “Akran Zorbalığı (Bullying) Raporu” çalışmamızda Prof. Dr. Nevzat Alkan danışman, Psk. Burcu Toluç proje koordinatörü olarak yer almıştır.
# 8 Mart 2014 Cumartesi
Kadının ve Çocuğun Soyadı Raporu
Nizam ile intizam olur. İntizam olan yerde özgürlük olur. Evlilik içerisinde kocanın soyadının kadının ve çocuğun soyadı olarak kullanılmaya devam etmesi ailenin nizamı, toplumun nizamı dolayısı ile devletin nizamı için zaruridir.
# 29 Mart 2013 Cuma
Anne Sütü Bankası Raporu
Anne sütü benzeri hiçbir şekilde başka yerde yapılamayacak eşsiz bir besindir. Yapısı günümüzde de tam olarak çözülebilmiş değildir. Anne sütü tam anlamı ile “kişiye özel”dir.
# 7 Aralık 2012 Cuma
Eğitim Raporu
BİLKA`nın hazırlamış olduğu Eğitim Raporu uzmanların nezaretinde, sahadan toplanan verilerin ışığında hazırlanmıştır.
# 5 Kasım 2012 Pazartesi
Ulusal Medyada Çalışan Kadınların Medyadaki Yeri ve Sorunları
Bilge Kadın Araştırma Merkezi (BİLKA), üstlendiği görevin bilinci ile şimdiye kadar el atılmamış bir konuda yeni bir proje gerçekleştirdi.
# 5 Kasım 2012 Pazartesi
Sperm Bankası Raporu
Tarihten günümüze kadar toplumların ilgi, merak ve kader çizgisinde bulunan nesep olgusu tüm devletler tarafından özel bir ilgi görmüş ve hukuk sistemleri içerisinde de geniş düzenlemelere tabi tutulmuştur.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır