BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Ama artık doğalarına biz yerleştik tamamen, onlara ne toprak bıraktık, ne de yavrulayacakları bir oyuk…Modern dünyanın gereğini yaşıyoruz galiba…




Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire)

# 3 Kasım 2015 Salı

              Merhabalar…  Nasılsınız, pisilerle aranız nasıl?

 

              Her yerde görüyoruz onları, çok tatlılar değil mi, ama aç susuz garip garip dolaşıyorlar. Hayvanların da insanlar üzerinde hakkı olduğunu bilenlerdeniz çok şükür.  Bazen ara sokaklarda 5 litrelik bidonların yarıdan kesilip kedi-köpeklere su kabı yapıldığını ve susuz hayvanların hararetle oradan su içtiklerini görürüm…  O suları koyanlar ne büyük sevap işliyorlar bilmeden.  O savunmasız hayvanların ihtiyacı için suyu koyuyorlar, ne mutlu onlara,  mükâfatını akıllarına bile getirmiyorlar belki…

 

              Biz çocukken evde kocaman bir sarman kedimiz vardı, onunla yuvarlanır, oynardık.  Arada bahçeye çıkar yine gelirdi.  Demek ki o zamanlar kedi kumu kedi maması falan yoktu, kısırlaştırma da yoktu, evde artık yemekleri verirdik,  kum yerine dışarı çıkar toprakta ihtiyacını görür gelirdi. Ama artık doğalarına biz yerleştik tamamen, onlara ne toprak bıraktık, ne de yavrulayacakları bir oyuk…  Modern dünyanın gereğini yaşıyoruz galiba…

 

              Evde beslenen hayvanlar her ne kadar arkadaşsız da kalsalar, kısırlaştırıldıkları için duygusal gel gitlerden yoksun da kalsalar dışarıdaki, dili dışarıda, saatlerce yol kat edip bir yudum su arayan kedi-köpeklerden kat kat şanslılar. Zavallı hayvancıklar, saatlerce bir oraya bir buraya koşup su arıyor, beyefendiler, hanımefendiler onları horlayıp kovalıyorlar…  oysa birazcık su...  konuşabilseydiler??

 

              Gülser anne, artık malumunuz,  bahçesi olan bir evde Beykoz`da yaşıyor.  2 sene öncesine kadar ara ara evinde fare görüyordu, kapan,  ilaç... ne yaptıysa bu davetsiz misafirlerden kurtulamadı.  Acaba  kedi mi alsanız dedik, başında itici geldi, hoş, kapı önünde onlarca kedisi vardı, acıktıkça susadıkça kısmetini alıp giden...  Zamana bırakıldı.  Sonra çok yağmurlu bir gece Gülser anne,  bir kedinin acı acı  miyavlamasıyla uyanmış,  bakmış dış kapının önünde sırılsıklam  yavru bir kedicik ağlayıp duruyormuş.  Almış, kurutmuş, sarmış sarmalamış, ılık süt vermiş, kedicik sonra sıcak berenin içinde mırrr mırrr uyumaya başlamış :)) Ertesi gün de biraz daha bakım derken minik kedicik Gülser annenin yanından ayrılmaz olmuş, sadece o kadar mı eşi Yusuf babanın da onun da neşesi olmuş,  tabii o gün bu gündür ``sürmeli``  evin hanımefendisi de olmuş.  Fare?  Farelerden eser yok:))

 

              Ne güzel demiş atasözünde büyüklerimiz, “kedi girmeyen eve fare girer” diye...

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire) - Diğer Yazılar

 
# 13 Aralık 2018 Perşembe
# 22 Eylül 2018 Cumartesi
# 4 Mayıs 2018 Cuma
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 17 Mart 2018 Cumartesi
# 14 Şubat 2018 Çarşamba
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır