BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Ülkemizde sanayinin ve gelir düzeyinin ve yaşam standardınınyükselmiş ve yükselmekte olduğunu çorapla mı ölçeceğiz`` diye sorabilirsiniz.




Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire)

# 23 Ocak 2017 Pazartesi

Selamlar tekrar...

 

Bu gün nostalji yaptıracağım yine size:))

 

Seçenekleri kısıtlı da olsa,  bir zamanlar bayanlar olarak kullandığımız ince çoraplar vardı. Mesela pantolon çorapları, yukarı kadar lastikli olanı ve külotlu çorap diye adı geçen çoraplar.

Bunlar sadece ince çoraplar. Bu incelerin daha incesi, kalını, “muz çorap” denilen teyzelerimizin kullandıkları kalınları vardı. Ten, bronz, vizon, siyah... hepsinin de renkleri vardı. Siyah olan külotlu çorabın arkasında düz çizgi olduğunda abiyelik çorap diye alırdık.

 

Bu çeşitler, 40 yıl kadar öncesindeki sınırlı seçeneklerdi. Markaları da Müjde, Parizien ve Vog olarak satılırdı. Tekstilimiz ve sanayimiz o kadar ilerledi ki artık marka sayısını ve isimlerini sayamıyoruz. Üstelik o kadar çeşitliler ki kendinden desenliler, renkli desenliler, yün, sentetik, parlak, ipek, pantolon çorapları, ayakkabıdan görünmeyenler, çılgın desenliler... hele hele bir çorap mağazasına gitseniz aklınız karışır alacağınızı da şaşırırsınız. 

 

“Ülkemizde sanayinin ve gelir düzeyinin ve yaşam standardının  yükselmiş ve yükselmekte olduğunu çorapla mı ölçeceğiz” diye sorabilirsiniz. Evet. Gelişmiş ve gelişmekte olduğumuza çorap ta bir kanıttır demek istiyorum. Özellikle aşağıdaki örnekten sonra bana hak vereceğinizi düşünüyorum.

 

Babam memuriyetten emekliliğinden sonra, 1974 yılında Boğaziçi Köprüsünün açıldığı yıl, bir tuhafiye  dükkânı açmıştı. Ben ve kardeşlerim okuldan kalan zamanlarımızda, dükkâna gidiyor, onu rahatlatıyorduk, yemeğe gidiyor, camiye, Tahtakale`ye mal almaya veya eve dinlenmeye gidiyordu, biz de bu arada tezgâhtarlık yapıyorduk. Dükkânımızın vitrininde “ÇORAP ÇEKİLİR” diye bir yazı sürekli vardı. Bu yazıdan, benzer dükkânların çoğunda vardı.

 

Hanımlar, kaçan çoraplarını bize getiriyor, biz, kaçmış dikişi görmek için elimizi çorabın sonuna kadar sokuyor, gerdirerek hatayı tespit ediyor,  uzunluğunu ve kaç dikiş kaçtığını kâğıda not edip kopyasını da çoraba iliştirip  diğer birikmiş, sırasını bekleyen  özürlü çorapların olduğu sepete atıyorduk. Çorap sahibine de 2 gün, 3 gün… neyse gün verip gelip almasını söylüyorduk. Arada fiyatı indirmek konusunda pazarlıklar da oluyordu. Günün sonunda çorapları bir bayan almaya geliyor, kaçan dikişini çektiği çorapları getirip  hatalıları alıyordu. Çok cüz-i bir paraya bunu yapıyor biz de minik bir komisyon alıyorduk. Çekilen çorap hiç kaçmamış gibi oluyordu.

 

Çorabın sahibi, çorabını almaya geldiğinde, yine gözden geçiriyor, inceliyor, mutlu bir şekilde 10 tl vereceği yeni çorap yerine çektirilmiş çorabına 1 tl verip gidiyordu. Fiyatları oranlama amaçlı yazdım, sıfırlar atılmadan önceki değerlerdi:)

 

Ben bunu, ülkemiz için bir gelişmişlik ve gelir-refah düzeyi yükselmişlik olarak görüyorum. Benzeri öyle çok örnekler var ki… Aklıma geldikçe yazarım.  Annelere, babalara sorsanız “Aaah ahh” diye söze başladıklarını duyar gibiyim:)

 

Bir yere takılıp kaçan ince çorabınız için tamirci arayıp 3-5 gün sonra almayı beklediğiniz oldu mu veya bekler miydiniz?

 

Eskilerin bayramlar tadında hatırlanması dileğimle...

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire) - Diğer Yazılar

 
# 13 Aralık 2018 Perşembe
# 22 Eylül 2018 Cumartesi
# 4 Mayıs 2018 Cuma
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 17 Mart 2018 Cumartesi
# 14 Şubat 2018 Çarşamba
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır