BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire)

# 30 Kasım 2017 Perşembe

Anneannem rahmetli, gözlükleri olduğu halde gözlerini hafif kısar, pür dikkat işine odaklanarak bin bir itina ile elinde iğnesi dikişini yapardı. Evet, yamalı gezmek ayıp değildi ama uymayan renkle ve acemice dikilmiş bir yama, beceriksizliğin, eğitimsizliğin ve belki de evde kalınacağının bir göstergesiydi. Aynı mürekkep örneğindeki gibi.  

 

O zamanlar kız görmeye giden görücüler, şişesinden hokkaya mürekkep döktürürlermiş evin gelinlik çağına gelmiş kızına, eğer eli titrer de yanından bir damla mürekkep süzülürse “eyvah”, hatta evden çıkarlarken çıkışa yakın  oymalı çerçeveli aynanın oymalarına parmak sürtüp biraz da toz geldi mi, “Maşallah bu evin kızına, nazar değmesin aynanın tozuna” da diyerek imalı bakışlarla dudaklarını bükerek evden çıkarlarmış.

 

Çok acımasız değil mi:)  Hayat ne çelişkilerle dolu... Şimdilerde hanımların titizlikleri minik alay duygularıyla karışık,  televizyon yarışmalarına konu oluyor, zamanında dökülen terler, kaybolan hayatlar bu günlere eğlence konusu olabiliyor, seyirci topluyor ve yaradılışımızdan olsa gerek,  programa denk geldiğimizde iç eleştirilerimizi yapmadan ve bir süre programa takılmadan geçemiyoruz. 

 

Yama, şartlardan dolayı  kültürümüzde vardı. O giysi, yama yapılmadan önceki aşamalarında aileden veya akrabalardan bir kaç kişide eskir, artık diz-dirsek vs. belli bölgeler eriyip yırtılınca yama aşamasına gelirdi. Gülser annenin, artık babaanne olan yaşına gelmiş kızı olarak ben, yamalı geçirdiğim maziyi gülümseyerek, güzel ve karmaşık duygularla hatırlıyorum. Memur bir babanın kızı olduğum halde (çünkü memurların hayat şartları daha iyiydi ve gıpta edilirdi) yamayı yaşadık. Gülser annemiz de zamanının eli dikişe yatkın, hamarat  hanımlarındandı. Bir hanımın, genç kızın eline iğne-iplik yakışmalıydı. Yama yapılacak kıyafetle yama parçası arasında renk ve cins uyumu olmalıydı, zaten yama yapıldığı besbelli ama yine de özenle dikilmeli, potluk olmamalıydı. Öyle karikatürlerdeki gibi tezat renkler ve çarpık iplik izleri gibi değil.  

 

Yamalı hırkaları, bir lokma-bir hırka misali, manevi değerlerimizde de görürüz, hele hele yamalı kıyafetleriyle Çanakkale savaşına giden yokluk içindeki genç imanlı ruhların da üzerinde görürüz. Tabii hatıra resimlerinden... Şimdilerde ise beğenmediği için elinin tersiyle yemeğini itilen, tek mevsime bile çeşit çeşit kaban-montlar alınan, evindeki çamaşır makinesinin kurutma özelliğine laf edilen dönemde yaşıyoruz, kültürümüze yönelik yansıma arayan modacıların yamayı ilham kaynağı olarak kullandıklarını da görüyoruz.

 

Hamdolsun hayat standartlarımız yükseldi, çileleri büyüklerimiz çekmiş. Biraz da doyumsuz olmasak, şükretmeyi bilsek? Sahip olduklarımızın değerini kaybetmeden anlamayı bilsek...

 

Sevgiyle kalın.

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire) - Diğer Yazılar

 
# 23 Ocak 2017 Pazartesi
Ülkemizde sanayinin ve gelir düzeyinin ve yaşam standardınınyükselmiş ve yükselmekte olduğunu çorapla mı ölçeceğiz`` diye sorabilirsiniz.
# 6 Ocak 2017 Cuma
Cumartesi günleri yarım gün daha okula giderdik, 2 teneffüs ve 3 dersimiz vardı.
# 2 Temmuz 2016 Cumartesi
Çok özenli olunmalıydı, bir genç kız her işi iyi yapmalıydı ama ütü kesinlikle en iyi yapılmalıydı.
# 13 Mart 2016 Pazar
Yüzük takmaya başladıktan sonrakiabdest alışlarımdaanneannem aklıma gelir,yüzüğümü oynatırım ki, altına su gitsin…
# 15 Ocak 2016 Cuma
Yaşlıca bir tanıdığınız... akrabanız…var mı? Kaybetmediğiniz anneanneniz,babaanneniz, büyük baba… teyze... dayı... pamuk anneniz, tonton babanız...?
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır