BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Yaşamımızda sık sık kullandığımız, fakat gereğini pek de yerine getirmediğimiz İNCELİK, NEZAKET VE ZARAFET hemen hemen aynı anlamı taşıyan sözcüklerdir.




Prof. Dr. Vecdi Aral

# 6 Ocak 2013 Pazar
Yaşamımızda sık sık kullandığımız, fakat gereğini pek de yerine getirmediğimiz İNCELİK, NEZAKET VE ZARAFET hemen hemen aynı anlamı taşıyan sözcüklerdir. Bunlar kavram olarak insanın görünüş ve davranışının, her türlü etkinliğinin bir özelliğidir. Bu gibi özelliklere sahip kimselerin kişiliğinde, doğanın bir uzantısı olan hayvansal yaşamın üzerine çıkmış asıl insanı görür, gerçek bir insan olmanın kıvancını duyarız. O,itki ve dürtülerini bastırmış, hırs ve öfkesini yenmiş, ilkelerine sadakatle zafere ulaşmış özgür bir varlıktır. Ancak insani yaşamda görülen sanat, ahlak ve bilim gibi kültür oluşukları böyle bir insanın, örnek alınması gereken bir kişiliğin ürünleridir. İşte, bizi böyle bir verimliliğe eriştirecek olan özel güç, duygu, irade(istem)ve aklın işleyişindeki inceliktir. 

Davranış ve etkinliklerimizde kendini belli eden duygularımız ancak incelik ve zarafetle ürünlerine sanatsal bir yapıt niteliğini kazandırır; böylece de bize estetik dediğimiz anlamlı bir yaşamın kapılarını açar. Zarif bir görünüş, göz ve bakışlarda seve can bir yumuşaklık, dudaklarda eksilmeyen bir gülümseme, sıcak bir dokunuş gönüllerde derin bir hoşnutluk duygusu, bir bağlılık duyumsaması, zihinlerde sevgi bilinci uyandırır. Bu ise, gerek kendinde ve gerekse başkalarında, toplumun asıl temelini oluşturan bir güven duygusu yaratır. Güven duygusunda kendini belli eden ahlaki incelik, diğer iradi alanlarda sabır dediğimiz başka bir yüksek ahlaki değerle tamamlanır. Yapmacıktan uzak, gerçek bir içtenliğe(samimiyete) dayanmak zorunda olan incelik, bu duygusal temelinden ötürü her an kırılıp yok olmaya yatkın ve hazırdır. Zarafet ve nezaket olarak da adlandırdığımız bu narin gücün yitirilmesi ise, insanın vahşi hayvansal yanının hemen de belirlemesine neden olur. İşte bizi bu canavarlaşma tehlikesinden uzak tutup koruyacak, bu korkunç gücü yenip insanlığımızı kurtaracak olan sabırdır. Bu sözcüğün anlamını oluşturan dayanıklılık, etkin(aktif) olmayıp edilgin(pasif) olmakla birlikte bizi evrenin efendisi yapar, doğa yasalarının etki-tepki ilişkisinden kurtarır. Bu karşı gücün biricik silahları ise hoşgörü ve barışseverliliktir. Bu silahlarla biz, ruhumuzun sarsılmazlığına, bir iç dinginliğine erişip kendimizin sahibi, daha doğrusu kendimiz oluruz. Akılda incelik ise, söz ve yazı gibi her türlü ifadede düşüncenin, düşmanlık ve yıkıcılıktan uzaklığını sağlar. Bu, herkesin ve her cins varlığın biricik varlık güvencesidir. Çünkü o,hakikat aşığı olarak gönül sözü ile her türlü kesin inançtan arınmakla, her bir görüş ve inanca hakkını verip ona katlanarak evrenin iç yüzünü görür, tümüyle varlığın anlamını duyumsar; bizlere de VAR OLMA VE VAR ETME sorumluluğundan kurtulmanın olanaksızlığını anlatır. Böylece de o, içimizdeki kültür ateşini tutuşturan bir kıvılcım olarak, ruhumuzu alevler içinde bırakan yüksek ideallerle donatır. 

DUYGU, İRADE VE DÜŞÜNCENİN ERDEMİ diyebileceğimiz bütün bu özellikleriyle İNCELİK, sonunda sahibine onur kazandırır, evrenin tacını giydirir, tahtına oturtur. Biz de gerçek bir kral gibi çevremize, kültür aracılığı ile tek yaratıcı güç olan sevgi ve sevecenliği yayarız. Çünkü incelik, içtenlik ifadesi olarak zihniyetlerde, nezaket olarak davranış ve tutumlarda gerçekleşip billurlaşırken sevgi, saygı ve alçak gönüllülük gibi ahlakın en yüksek değerlerinin bilincine ulaşılır. Bundan böyle bu kimse, selam vermek üzere dikkatini kimseden esirgemeyen, gözünü kaçırıp onları görmezlikten gelmeyen, onlara her zaman hizmete hazır gerçek büyük bir insan olur.
 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Prof. Dr. Vecdi Aral - Diğer Yazılar

 
# 13 Mart 2016 Pazar
Bir kimsenin içinde bir DÜZEN, bir KOZMOS, bir BARIŞ yoksa, dış dünyaya verebile- ceği sadece bir KAOS, bir KAVGA’dır.
# 15 Ocak 2016 Cuma
Yücelik, ahlâk, hakikat ve estetik dediğimiz değerler yalnızca insanda, bireyin manevî yanında mevcuttur, varlığını bireye borçludur. Bedenin büyük olan önemi, bu değerlerin taşıyıcısı olmasından gelir.
# 22 Eylül 2015 Salı
İnsanın ne olduğuna ilişkin , birbirine aykırı bu iki saptamanın, acaba hangisi hakikattır, hangisi insan gerçeğine uygundur?
# 6 Nisan 2015 Pazartesi
Bu gün insanın tek kaygısı bedeninin kurtulması, onun bütün ihtiyaçlarının giderilmesidir.
# 25 Şubat 2015 Çarşamba
# 30 Haziran 2014 Pazartesi
“Güzel” dediğimiz değer de, “ahlâk” ve “hakikat” gibi duygu ile yaşanır, bir yaşantı olarak ortaya çıkar ve ancak böylece kavranır. Sanatsal yaşam ve yaşantı “güzel”e ilişkin bir duygu ve duyumsamadır.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır