BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Erdemli olmanın, içtenlikle İYİLİĞE yönelmenin aşağılandığı 19.yüzyılın sonlarından arta kalan bazı kafalar hala, insanları iyi-kötü diye ikiye ayırmanın anlamsız olduğunu söyleyip dururlar.




Prof. Dr. Vecdi Aral

# 18 Kasım 2012 Pazar
Erdemli olmanın, içtenlikle İYİLİĞE yönelmenin aşağılandığı 19.yüzyılın sonlarından arta kalan bazı kafalar hala, insanları iyi-kötü diye ikiye ayırmanın anlamsız olduğunu söyleyip dururlar. Onlara göre bu ayrıma ölçüt olarak kullanılacak insan onuru diye bir şey yoktur. Yaşam ve yaşam kavgası, çıkar çatışmalardan başka bir şey değildir. İnsan ilişkilerinde onlara yön vermek üzere önünde saygı duyulup baş eğilecek bir kutsalın varlığından söz edilemez. Gerçek olan yalnızca çıkarlardır ve onların dışında ve üzerinde kocaman bir hiçlik ten başka bir şey yoktur. İyi-kötü ayrımı, olsa olsa sadece çıkar sağlamak fırsatını yakalamak için insanlar üzerinde hesap yürütmeye yarar. Bu anlamı ile insanlar arasında asıl akıllılar-budalar diye bir ayrım yapmak yerinde olur.

İyiler çıkarlarını düşünmeden karşısındakilere saygı, şükran ve yardım duyguları ile yaklaşan kimselerdir. Oysa bu anlayış büyük ve korkunç bir yanılgıdır. İyiler, içlerindeki, doğadan gelen baskılardan kurtulmuş kimselerdir. Onlar olan dünyayı temsil eden, nedensellik bağı içinde her şeyin belirlendiği ortamın üzerindeki ve vicdanlarında duyumsadıkları olması gereken dünyasına el uzatan kimselerdir erdem ancak böyle bir dünyada bulunur; kısaca iyi insan özgür insandır ve bu nedenle de onun ne yapacağı, belli bir durumda nasıl davranacağı, nasıl bir tepkide bulunacağı asla bilinemez, onun üzerinde hesap yürütülemez, onlar akılları saf olan kimseler değil, tamamen iyi ve iyiliğe açılmış, gönülleri saf olan insanlardır.

Hesap yürütülecekse bu, asıl kötü kişiler üzerinde gerçekleştirilebilir; çünkü onlar belli durumda ne yapacakları nasıl davranacakları önceden kestirip bilinecek kimselerdir; onlar üzerinden kolaylıkla çıkar sağlanabilir. Onların eylemleri sırf doğal ihtiyaçlarından kaynaklanır ve bu ihtiyaçlar kimselerin yollarını ve hedeflerini kendiliğinden belirler, onlara özgürce, akıl ve vicdana uygun karar verebilecekleri boş bir alan bırakamaz. Doğa yolunu, sıkıntı vermeden bulur. Kötülüğü sürüyle elde edebilirsin, kolayca. Düzdür yolu, pek yakındır yeri; meziyetin önüne alın teri koydular. Ölümsüz tanrılar.(hesiodos) nitekim, yaşamımızda sıkça gördüğümüz biçimi ile, para ve şehvet bu gibi kimseleri belirleyen en büyük güçlerdendir. Para insanı avlamak için en iyi yemdir(Thomas fuller) bu arada asıl korkunç olan, insanlara ve insanlığa büyük zarar veren kötülük ve kötüler de vardır ki, bunlar doğal belirlenmişlikle değil, özgürce kötü idealler seçmiş kimselerdir. Nedir ki, bu durum üzerinde ayrıca durulmayı gerektiren bir konudur.
 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Prof. Dr. Vecdi Aral - Diğer Yazılar

 
# 13 Mart 2016 Pazar
Bir kimsenin içinde bir DÜZEN, bir KOZMOS, bir BARIŞ yoksa, dış dünyaya verebile- ceği sadece bir KAOS, bir KAVGA’dır.
# 15 Ocak 2016 Cuma
Yücelik, ahlâk, hakikat ve estetik dediğimiz değerler yalnızca insanda, bireyin manevî yanında mevcuttur, varlığını bireye borçludur. Bedenin büyük olan önemi, bu değerlerin taşıyıcısı olmasından gelir.
# 22 Eylül 2015 Salı
İnsanın ne olduğuna ilişkin , birbirine aykırı bu iki saptamanın, acaba hangisi hakikattır, hangisi insan gerçeğine uygundur?
# 6 Nisan 2015 Pazartesi
Bu gün insanın tek kaygısı bedeninin kurtulması, onun bütün ihtiyaçlarının giderilmesidir.
# 25 Şubat 2015 Çarşamba
# 30 Haziran 2014 Pazartesi
“Güzel” dediğimiz değer de, “ahlâk” ve “hakikat” gibi duygu ile yaşanır, bir yaşantı olarak ortaya çıkar ve ancak böylece kavranır. Sanatsal yaşam ve yaşantı “güzel”e ilişkin bir duygu ve duyumsamadır.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır