BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
İslam dininde kadının ikinci planda olduğu, küçümsendiği, söz sahibi olmadığı, sosyal hayatta göz ardı edilip saygınlığının yitirdiği gibi yakıştırmalar, dinimize ve mümin kadınımıza yapılan haksız ithamlardır.




Bazı sembolik tarihlerde kutlanan özel günlerin dikkat çekici tarafı, kominizmle yönetilen bölgeler ve de Avrupa ülkeleri oluşu ve algılanış şeklidir.

Batı dünyasının küresel hegemonyasının kadın ve aileye verdiği değer ve yer, hepimiz tarafından bilinmektedir. Anneler günü, babalar günü, sevgi günü, kadınlar günü, vb. niceleri.

Manevi değerlerden yoksun, aile oluşumundan bir haber olan modern dünyalarını, takvimde sadece bir yaprağa sığdırarak, adeta vicdanlarını rahatlatmaktadırlar.

Oysaki cinsiyet eşitliği batılı bir kavram olmasına rağmen, inancımızın yaklaşımıyla erkek ve kadın yaradılışta eşit, toplumdaki rol ve konumları farklı bireyler olarak asırlar öncesinde, tarihte yerini bulmaktadır.

İslam dininde kadının ikinci planda olduğu, küçümsendiği, söz sahibi olmadığı, sosyal hayatta göz ardı edilip saygınlığının yitirdiği gibi yakıştırmalar, dinimize ve mümin kadınımıza yapılan haksız ithamlardır.

Toplumumuzda örf ve adetlerimizde ana (kadın) demek, şefkat, merhamet, karşılıksız sevgi, fedakârlığın sembolü, onsuz hayatın, neslin, mümkün olmadığı canandır.

Dinimiz de ise, insan eşref i mahlûk olarak nitelendirirken, kadın veya erkek ayırımı yapmamaktadır.

Yaradan ibadet, inanç, emir ve yasaklarında, iki tarafı da eşit olarak muhatap görmektedir hitaplarında.

İslam’ın ilk günlerinden itibaren hanımlar ayet ve hadisler ışığında koruma altına alınarak toplum ve sosyal yaşamında, özelliklede ailenin yapısında hak ettiği DEĞERİ ve YERİ bulmaktadır.

Kendi kişiliğimizi inşa etmekte tek referansımız dinimizdir. Kimsenin lütfüne, ikramına ihtiyacımız yoktur.

Mensubu olduğumuz değerler bizim selametimizin, kurtuluşumuzun, bu dünyada da, ahirette de yegâne anahtarlarıdır.

Saçının bir teli dahi sakınılan kadının, toplumumuzda ve dünya üzerinde uğradığı haksızlıklar, karşılaştığı manevi ve fiziksel mağduriyetler, ancak dinimizin yaklaşımlarıyla alt edilebilinir biiznillah.

Bizlerin, inandığı gibi yaşayabilme, öğrenim görme, toplumdaki statüsünü, kimliğini, siyasetteki bilinçli dik duruşunu ve haklarına sahip olabilmedeki gayretini küçümsemeye ve yok saymaya, kimsenin hakkı yoktur...

Hemcinslerim diri diri gömülürken,onları toprağın altından çıkarıp, ayaklarının altına CENNETİ seren bir dinin mensubu olmakla, şeref bulmaktayız vesselam.

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Güliz Arancı Kımıldar (İlahiyatçı) - Diğer Yazılar

 
# 7 Mart 2017 Salı
# 3 Kasım 2015 Salı
Aynı sokakta, aynı apartmanda oturan insanların birbirlerini tanımadığı, selamlaşmadığı, gidip gelmediği, hal hatır sormadığı, bir ortamdayız. Oysa bu ahlaki hasletlerin bizi nerelere götürdüğünün farkında değiliz. Tabii ki yokluğunda, bizlerden neleri götürdüğünün.
# 18 Ekim 2014 Cumartesi
Dünya üzerindeki her şey, her zerre, her varlık Yüce Rabbimin yaratıcılığının şahitleridir.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır