BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Av. Nuray Ergin

# 22 Şubat 2017 Çarşamba

Kelimeleri zamansız kullanmak ve o kelimelerden zamanı tahmin etmek gibi bir oyun çoğu zaman hayatımız. Şu anda hayatımı ölüme ulaştıran yol bile kelimelerimin etrafında dönüyor. Kelimeler yaşandıktan sonra atasözlerin oluştuğunu düşündüğüm zaman; kelimelere şekil verenin hayat olduğunu çok daha iyi görüyorum. Evet, şunu çok iyi söyleyebilirim Kelimelerime şekil veren yaşadığım hayattır.

 

Çoğu zaman kelimesiz düşündüğümü fark ediyorum özellikle yalnız kaldığım anlarda, bu anlamda yalnızlık büyük bir nimet benim için; çünkü biliyorum insan içindeki yolu, kalabalıklarda değil asıl tek kişilik yaşadığı zamanlarda aşıyor. Kelimesiz düşündüğüm o anlardan sonra, hiç ummadığım bir anda kelimeler yüreğimden dökülüyor. Kelimeler gökyüzünden yağan bir yağmur damlası ve o damlalar ilham gibi yüreğime akıyor. İlham benim için kelimesiz düşünebilmek sanatı, kelimeler ise düşündüğümün varlığını ispat eden bir araç…

 

İnsan yine de yaşadığı hali kelimelere nasıl dökebilir? Yaşadığın hali ancak bilenler bilebilirken ve o kelimeler yaşadığın hali anlatamazken, kelimeler tek kişilik zamansız yazılan yazılar gibi değil mi? Ben olmadan nasıl anlayacaksın. Hani derler ya ben ol da anla.

 

Yine de çevremizdeki insanları mutlu eden sözleri söylemek, yaşama sevinci veren kelimelerdeki o ruhu hissetmek, en önemlisi o kelimelerin hakikati içinde hikmeti düşünebilmek için kelimelerim bana gerekli ve işte kelimeler varlığımın hakikati gibi içimde saklanarak hayatı yaşamamı bekliyor.

 

Kelimesiz bir dünyada ne yapardım diye düşünüyorum, herhalde her şey yaşadığımız duygulara, rüyalara ve hayallere kaldığı için, sessiz bir sinema perdesinde yalan olan hayat oyunumu oynamaya devam ederdim. Sonra Kuran’da Bakara Süresinde geçen ‘’ ( Allah ) Ve Âdem`e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dediği o ana gidiyorum. Her şeyin bir kelime ile başladığı andan, insanın kelimeleri meleklere öğretirken ki o ana gidiyorum. Kelimeler olmasaydı insanın imtihan sırrının da olmayacağını anlıyorum. Kelimelerin olmadığı dünyada olmayacak ilk günahın da yalan olacağını düşünüyorum. Kelimelerde yalanı görürken, kelimesizlikte ise sonsuzluğu görüyorum. Kelimelerden oluşan dünyamda kelimelerim de kuş gibi, kanatlanınca hemen sonsuzluğa uçuyor. Ancak kelimeler olmayınca o sonsuzluğun içinde, sonsuzluğumun tarifini yapamıyorum ancak ( hayatı ) yaşıyorum.

 

Benim için kelimeler zamansız, ne geniş ne de dar zamanlarda onu anlatabilirim. Hayatım ise bir cümle olmak için o cümleyi tamamlayan o sözcüğü beklemekten ibaret… Şimdi ise kalbimde, tüm sözcüklerin söylemedikleri duruyor. Bir anlamda hayat sanki kullandığım tüm sözcükleri ruhuma üflemiş de ben sadece yazıyorum gibi.

 

İlim ile hikmet neyse, sanki hayat ile kelimeler de aynı anlama geliyor. İlim ile hikmet, deniz ile tuzu gibi, ilim deniz gibi gözle görünürken; hikmeti, denizin tuzu gibi ancak tadınca anlıyorsun. Çünkü ilim için kelimeler gerekli, hikmet içinse ( hayatı) yaşamak…

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Av. Nuray Ergin - Diğer Yazılar

 
# 4 Aralık 2018 Salı
# 22 Eylül 2018 Cumartesi
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 30 Kasım 2017 Perşembe
# 8 Mayıs 2017 Pazartesi
# 25 Şubat 2015 Çarşamba
Buraya kadar kitaplarda anlatılan İstanbul’u anlattım. Ya benim İstanbul’um ben onu nasıl görüyordum.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır