BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Bir kimsenin içinde bir DÜZEN, bir KOZMOS, bir BARIŞ yoksa, dış dünyaya verebile- ceği sadece bir KAOS, bir KAVGA’dır.




Prof. Dr. Vecdi Aral

# 13 Mart 2016 Pazar

     Yaşamda temel olgu, her canlının gelişmesi ve kendini geliştirmesidir. Buna EVRİM

denir. Doğada var olan bu gerçek, bilinçli varlık olan insanda, H. BERGSON’un KENDİNİ SÜREKLİ YARATMA olarak nitelediği, insanın tam bir insan olma yolundaki AHLÂKİ ÖDEVİ kimliğine girer. .

 

     Her düşüncenin gerçekleşeceği maddenin yapısını dikkate almak zorunda olduğu gibi -söz gelimi tasarladığımız güzel bir heykeli yapabilmek için mermerin yapısının bilinmesi gereği- insan da kendini, kendi yapısını tanımak zorundadır.

 

     Diğer insanları ve bütünüyle dünyayı tanıyıp bilmek isteyişimiz, temelde kendimizi tanımak içindir.

 

     Çünkü aynı akıl ve aynı duyguya sahip olmakla HEPİMİZ BİRİZ, ÖZDEŞİZ.

 

                         MÜMKÜN MÜ BU, OLSUN RUHUMUZ İLGİSİZ?

                         SEN BENDE VE BEN SENDE DOĞAR, GİZLENİRİZ.

                         SEN BEN DEYİŞİM ANLATABİLMEK İÇİN,

                         SEN BEN ARAMIZDA YOK Kİ GERÇEKTE BİLİRİZ.

                                                                                             “MEVLÂNA”

 

     Bunun içindir ki, “İNSAN HER ŞEYDEN VAZGEÇEBİLİR, AMA İNSANLARDAN VAZGEÇEMEZ”(L. BORNE)

 

     Oysa insan toplum yaşamında kendinden çok başkalarını gözlemlemekte ve onlara ilişkin yargılara varmakta, çok kez de onların davranışlarını olumsuz olarak değerlendirmektedir.

    

     Onu böyle bir tutuma iten herhalde, kendi dışındakileri araştırma konusu yapmanın, başkalarını bir eşya gibi görmenin kolaylığı olsa gerek

 

     Çünkü sahip olduğumuz GURUR KENDİMİZİ GÖRMEMİZE BÜYÜK BİR ENGEL, kendimizden kaçmamızda güçlü bir etkendir.”KENDİMİZİ EN SADIK BİR AYNADA GÖRMEK İSTESEK NEFESİMİZİN BUĞUSU AYNAMIZI BULANDIRIR VE GÖZLERİMİZİ ŞAŞIRTIR”(A.Ş HİSAR).

 

     Öyle ki, insanın kendini kaptırdığı bu gurur kendi kusurlarını örttüğü gibi, daha da kötüsü onu, kusurlarını başkalarına yükleme çabasına sokar.

 

     Büyük şairimiz HİSAR’ın dediği gibi “GİZLİCE İHANET ETTİĞİMİZ, AHLÂKA OLAN SAYGIMIZI, BAŞKALARINI İTHAM İLE İSPATA KALKARIZ”.

 

                               NE ARIYORSAN O’SUN SEN!(MEVLÂNA)

 

   Üstelik, başkalarına yaptığımızı kendimize yapmış oluruz Başkalarının kişiliğine yaptığımız her türlü saldırı, yapıca özdeş olmamızdan ötürü, kendimize yapılmış olur.

 

     Nitekim FROMM “Başkalarının sana yapmalarını istemediğin bir şeyi sen de başkalarına yapma!. özdeyişi etiğin en temel ilkelerinden biridir. AMA BAŞKALARINA NE YAPAR- SAN , ONU AYNI ZAMANDA KENDİNE DE YAPARSIN”. der.

 

     Bu düşünceyi daha da geliştirerek diyebiliriz ki, BAŞKALARININ KENDİNE YAPTIĞI SANA YAPILMIŞ, SENİN KENDİNE YAPTIĞIN DA BAŞKALARINA YAPILMIŞ OLUR

 

     Bu açıklamalar bizi, kendimizi tanımak yolunda ne denli çaba göstermemiz gerektiğini açıkça göstermektedir;. çünkü birey olarak var oluşumuz, içimizde bir düzen, bir uyum sağlamaya bağlıdır; bu, gelişebilmemizin ön koşuludur.

 

     Yalnızca bu da değil!

 

     Bir kimsenin içinde bir DÜZEN, bir KOZMOS, bir BARIŞ yoksa, dış dünyaya verebileceği sadece bir KAOS, bir KAVGA’dır.

 

     Bu nedenle kesindir ki, kendini bil sözü HADDİNİ BİL! biçimindeki AHLÂKİ BUY-

RUK ile tamamlanmalıdır.

    

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Prof. Dr. Vecdi Aral - Diğer Yazılar

 
# 9 Kasım 2013 Cumartesi
Dünya görüşü kolayca kesin bir inanca ya da kesin bir inanmamaya(inançsızlığa) dönüşebilmektedir.
# 2 Mart 2013 Cumartesi
Her canlının var olmak ve varlığını koruyabilmek için bir değişim ve gelişime ihtiyacı olduğu kesindir. Bu olguya evrim diyoruz; bu değişim rast gele ve anlamdan yoksun görünmüyor; bir tamamlanma, bir olgunlaşma yönünde gerçekleşiyor.
# 6 Ocak 2013 Pazar
Yaşamımızda sık sık kullandığımız, fakat gereğini pek de yerine getirmediğimiz İNCELİK, NEZAKET VE ZARAFET hemen hemen aynı anlamı taşıyan sözcüklerdir.
# 18 Kasım 2012 Pazar
İyiler Budala Mı?
Erdemli olmanın, içtenlikle İYİLİĞE yönelmenin aşağılandığı 19.yüzyılın sonlarından arta kalan bazı kafalar hala, insanları iyi-kötü diye ikiye ayırmanın anlamsız olduğunu söyleyip dururlar.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır