BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Av. Nuray Ergin

# 22 Eylül 2018 Cumartesi

İnsan, hayatın içinde yaşadıklarını belli bir süzgeçten geçirerek geriye bakarsa; şu an yaşadığı dünyanın, bir kuş kafesi gibi olduğunu hissedebilir. Çünkü insan,  önceden zamanı, hakikati, ölümü, gerçeği, rüyayı ve hayallerini düşünerek anlamaya çalışıyordu. Çocukluğu ve gençliği o an için ona, geleceğe dair bilinmezliklerle dolu geliyordu. Şimdi ise hayatı, tekdüze ve birbirinin aynısı gibi geçen günlerden ibaret ve o insanın, insanı tanımak gibi bir gayesi de yok.

 

İnsanın hayatının bu tekdüzeliğinin nedenini, düşünceyi bırakıp yalnız konuşmaya çalışması olarak algılıyorum. Çünkü o insan düşünceye ayırması gereken zamanı, konuşmaya ayırırsa, yaşadığı hayatı anlayacak bir dile sahip olamaz. Onun kullandığı kelimeler, içinde bulunduğu zamanın kelimeleri olacaktır. Ancak düşünen insanların kelimeleri zamansızdır. Onlar, ancak tüm zamana ait bilgece sözler söyleyebilir.

 

Halil Cibran, “Kalbinizin ıssızlığında daha fazla kalamadığınızda, dudaklarınızla yaşamaya başlarsınız. Ses, sizin için bir eğlence, bir zaman geçirme aracı olur. Konuşmaların çoğunda, düşünce yarı yarıya katledilir. Çünkü düşünce, boşlukta uçan bir kuş gibidir; kelimelerin kafesinde kanatlarını açabilir ama uçamaz.” der.

 

Konuşmak isteyen insan, kendini yabancı hissettiği bu dünyada, o yabancılığını unutmak için vakit geçireceği arkadaşlar arar. Sırf eğlenmek için bir araya gelip konuşan o kadar çok insan var ki…Çünkü insan, hakikati üzerine düşünmeyi bırakınca, kendisine faydalı olmayan şeyler konuşmaya başlar. Hakikati dinlemekten bunalan o insan, iş dedikoduya gelince, insanın söylediklerine kulak kesilir. Kulağını hakikate dayayan kalpler içinse, bu dünyanın kendisi bile aslında dedikodu gibidir.

 

Ne zaman konuşma ihtiyacı hissetsem “Bir arkadaşınızla karşılaştığınızda, ruhunuzun dudaklarınıza doğru hareket etmesini ve dilinizi yönetmesini sağlayın.” sözü aklıma gelir. Dilimle konuşursam boş konuşacağımı bilirim. Ancak ruhumla konuşursam o sözlerimde derin anlamlar olabileceğini hissederim. İşte zaman üzerine düşünürken aklıma gelen sözler, o an şiir olup dizelere dönüşür.

 

Zaman bilirmiş ruhum da mı yaz 
Kader bir yaz / gı / anlamışım
Zaman anlatmış kum saatine kışı 
Zaman da bir an / ı / anlamışım
Düşüncem melekmiş konuşurken anlamışım 
Kelimelerimde zaman yokmuş yazarken anlamışım

Yağmur damlasını yanağıma bırakıp gitmiş Melek 
Haziran yok 
yaz olamam yaz /an / yok 
Sonbahar gözlerime karışmış 
orada ol / an / yok 
An bir zamansa 
Olan yalnızca bir anı 
Yaz / an / yok

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Av. Nuray Ergin - Diğer Yazılar

 
# 4 Aralık 2018 Salı
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 30 Kasım 2017 Perşembe
# 8 Mayıs 2017 Pazartesi
# 22 Şubat 2017 Çarşamba
# 25 Şubat 2015 Çarşamba
Buraya kadar kitaplarda anlatılan İstanbul’u anlattım. Ya benim İstanbul’um ben onu nasıl görüyordum.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır