BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
3,5 yaşındaki çocuğunu gözetimsiz sokağa salan anne babanın da çocuk ihmalinden yargılanması gerekmez mi?




Neslihan Sultan Pala (Sosyolog)

# 6 Ocak 2017 Cuma

Çoğunlukla gözlerimizi kapayıp görmek, duymak istemediğimiz bir konudan bahsetmek istiyorum bu yazıda. Konu (haber) yeni-eski tartışmasına girmeden. Olayı tek bir olayla bağdaştırmadan, bütün olarak ele almak gerektiğine inancımızdan tek tek olayları  değil olguyu incelemek durumundayız. Konuyu hepimiz biliyoruz: Pedofili”

 

Ya da asıl sorun pedofili hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. Eğer bilseydik bugün araştırmam içinde yer alan o rakamlarla bu boyutta karşılaşıyor olmayacaktık. Pedofilinin içinde ayrıca incelenmesi gereken alt başlıklara değinmeden sadece isimlerini sayarak geçecek bu konuların her birinin ayrı bir araştırma konusu olarak ayrılacağını belirtmek isterim. Bunlar pedofili, ensest, çocuk yaşlarda evlendirilen kız çocukları ve kurum içi istismar şeklinde sıralanabilir. 

 

Bu vakaların her birinin hala yok sayılmaya çalışıldığı günümüz coğrafyasında insanımızın artık kafasını kumdan çıkarmasının vakti çoktan geldi de geçmiştir. Bunun adına iyi niyet demek fazlasıyla iyimser bir yaklaşımdır. Bunun adına gerçeklerden kaçmak, yüzleşmekten korkmak daha da ötesi sorumsuzluktur. Çünkü pedofiliye en çok uğrayan çocukların anne baba ya da vasisi tarafından ihmal edilen çocuklar olduğunu söylememe bilmem gerek var mı? 

 

Bugün pedofilinin tanımından, çocukları pedofilinden korumanın yollarından, çocuğumuzun pedofili ile karşı karşıya kalıp kalmadığını nasıl anlayacağımızdan, istismara uğrayan çocuk için yapılması  gerekenlerden ve çocuklara istismarda bulunan yetişkinlere nasıl cezalar ve yaptırımlar uygulandığından bahsedeceğiz. 

 

Pedofili son yıllarda dünyada ve Türkiye’de çocuk istismarının en önemli problemidir. En yalın tanımıyla çocuğa bir yetişkin tarafından yöneltilen cinsel istismar, taciz ve tecavüze pedofili deniyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pedofiliyi; bir yetişkinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı, çocuğun sağlığını fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar olarak tanımlamıştır. Pedofili, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 1994 yılında bir parafilik bir mental bozukluk olarak belirlenmiştir. Parafilinin özelliklerinde tekrarlayan, yoğun cinsel uyarılar vardır fakat bu uyarılar insan olmayan objelere, çocuklara ve ya diğer onamı alınamayacak yetişkinlere gibi normal cinsel hayatın dışındadır. 

 

Ülkemiz 20 Kasım 1989 tarihinde kabul edilen “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”ye 14 Şubat 1990 tarihinde imzasını atmıştır. Bu konuda imza atan ilk ülkelerden biri olmasına rağmen Türkiye’de giderek artan oranda bir çocuk istismarı ve pedofili vakası serisiyle karşı karşıyayız. Çocuk Hakları Sözleşmesi, 27 Ocak 1995 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak 4058 Sayılı yasa ile iç hukuk kurallarına dönüşmüş ve Türkiye’de de uygulanmaya başlamıştır. 

 

PEDOFİLİ NEDİR?

Pedofili son yıllarda dünyada ve Türkiye’de çocuk istismarının en önemli problemidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) pedofiliyi; bir yetişkinin bilerek veya bilmeyerek yaptığı, çocuğun sağlığını fiziksel ve psikolojik gelişimini olumsuz yönde etkileyen davranışlar olarak tanımlamıştır. Pedofili, Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından 1994 yılında bir parafilik bir mental bozukluk olarak belirlenmiştir. Parafilinin özelliklerinde tekrarlayan, yoğun cinsel uyarılar vardır fakat bu uyarılar insan olmayan objelere, çocuklara ve ya diğer onamı alınamayacak yetişkinlere gibi normal cinsel hayatın dışındadır.


HANGİ ÇOCUKLAR RİSK ALTINDA?

Yine ülkemizde 16 bin çocuk üzerinde yapılan bir çalışma, herhangi bir istismar biçimine maruz kalma oranının yüzde 33 olduğunu gösteriyor. Bu durumun sebepleri arasında ise; yoksulluk, işsizlik, sosyal desteğin olmaması veya zayıf olması, aile içindeki geçimsizlik ve şiddetin varlığı, evde çok sayıda çocuk olması gibi etkenler sıralanıyor.

Yani Türkçe meali şu, yoksulsan ez çocuğu, sosyal destek yok çocuğu at sokağa; ayakkabı boyasın, simit satsın, mendil satsın, dilencilik yapsın. Eşine mi sinirlendin? Veledi hırpala. Evde çok çocuk sayısı mı arttı, birkaç tanesini gömelim, birkaç boğaz eksilsin, feraha çıkarsak, canımız çekerse yenilerini  yaparız. Çok mu abarttığımı düşünüyorsunuz, bilinçaltı böyle işliyor, bunu dillendirmiyor, bunu istemiyor ama yapılan tam anlamıyla bu. Şimdi gelelim çocukların nasıl istismar edildiği konusuna.


ÇOCUKLAR NASIL İSTİSMAR EDİLİR?

İstismarın da tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz kanısındayım. İstismar deyince halkın gözünde sadece cinsel istismar anlaşılıyor. O halde söze “istismar nedir?”den başlayalım. Konuyla ilgili doğru bir tanım yapmazsak, nerelerde tökezlediğimizi nereden bileceğiz, değil mi?

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre “Ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır”. WHO’nun (Dünya Sağlık Örgütü) 1985’de yapmış olduğu tanıma göre ise “çocuğun, sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir yetişkin, toplum veya ülkesi tarafından bilerek veya bilmeyerek yapılan davranışlar çocuk istismarı” olarak kabul ediliyor.

Tanım aynı zamanda çocuğun istismar veya şiddet olarak algılamadığı  veya yetişkinlerin istismar olarak kabul etmediği davranışları da içine alıyor. Davranışın mutlak, çocuk tarafından algılanması veya yetişkin tarafından bilinçli olarak yapılması şart değil. 

Çocuklar genellikle şu istismar türlerine de maruz kalıyor:


Fiziksel istismar: Çocuklara fiziksel şiddet uygulamak, belirli cezalandırma tipleri, cinsel istismar. Duygusal ve psikolojik istismar: Sevgi ve ilgi göstermemek, cinsel istismar İhmal: Yiyecek, barınma, sağlı bakım gibi temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, terk edilmeleri. Şiddete tanık olma: Aile içindeki diğer şiddet türlerini izlemiş olmaları.


Cinsel istismar: Şu andaki konumuz ise daha çok cinsel istismar olduğu için bu konu üzerinde araştırmamıza devam edelim. Cinsel istismarı çocuğun tek başına anlaması çok da olası değil. Çünkü daha neyin ne olduğunu bile anlamayan 3, 5, 9 ve üzeri yaşındaki çocuklar başlarına gelenin doğru, yanlış olduğunu anlaması veya olması gereken bir durum mu olup olmadığını idrak etmesi beklenemez. Ancak yine de çocuğun kendini suçlu hissetmesi, utanması, acı çekmesi de kaçınılmaz.  Türkiye Psikiyatri Derneği’nden yapılan açıklamada ise; bir cümle gözüme çarpıyor ve o cümlenin altına ben de imzamı atıyorum. “Bedeni ve ruhu örselenmiş bir çocuğun geleceği de yaralıdır”. Yine aynı araştırmada tüm dünyada ihmale, şiddete uğrayan, ticari ve cinsel sömürünün nesnesi olarak alkol ve madde kullanan çocuk sayısının giderek arttığı, bir milyar çocuğun sağlıklı ev ortamından uzak büyüdüğü belirtiliyor.

 

KÜLTÜREL YOZLAŞMA

Görüyoruz ki, büyük bir travma yaşayan bir çocuğun içinde bulduğu durumu tanımlandırması, anlamlandırması çok güç. Konuyla ilgili olarak Psikoterapist Ayla Ketre “Nasıl bir kültürel bozulma yaşandı ki bu olaylar oldu?” sorusuna dikkat çekiyor. 

Ketre, Geçmiş yıllarda yetişkin kadın tecavüzleri daha çok duyuluyordu. Ancak toplumsal olarak cinsellik konusunda geliştirdiğimiz tutumlar nedeniyle tecavüz ya yok denecek kadar azaldı ya da artık basına yansıyacak kadar değerli olmadı. Son günlerde artış gösteren iki şey var. Bunlardan biri yetişkin bireylerin çocuklara yönelerek, çocuklara cinsel istismarda bulunması; taciz, tecavüz girişimine kalkışması, diğeri de ergenlik deneyimi olarak gençlerin obje olarak kendilerine çocukları seçmesi” diyor ve şöyle devam ediyor.

 

ÇOCUKLAR NEDEN HEDEF SEÇİLİYOR?

Peki neden çocuklar hedef olarak seçiliyor? Ketre bu soruyu da  “Çünkü çocuklar savunmasızdır, kolay tehdit edilip susturulabilir, kolay kandırılabilir, ne yaşadığını anlamlandıramaz şeklinde cevaplıyor. Çocuğun istismara uğradığını ya ileriki yaşlarda anlayacağını, ya da yaşadıklarını bir yetişkinle paylaştığında, söz konusu kişi bunun bir istismar olduğunu anlamlandıracağını ifade eden Ketre, Siirt olayına da bakıldığında ilköğretim öğrencilerinin adı geçen kız çocuğunu tehdit yoluyla çıplak fotoğraflarını çekerek, istediklerini elde ettiklerini hatırlatıyor bizlere. 



ÇOCUKLARIN GÜVEN DUYGUSU SIFIRLANIYOR

Cinsel istismara uğrayan çocuğun; `dünya güvenilmez bir yer` şeklindeki bir düşünceye kapılıp, kaygı bozlukları geliştirebileceği gibi kendini ve yaşadığı alanı sürekli olarak güvensiz hissedeceğini anlatan Ayla Ketre, bunun yanında çocuğun; `tacize uğradıysam bunda benim de suçum var` gibi kendini suçlayan ve değersizleştiren bir yaklaşım içinde `kirlenmişlik duygusu` hissedebileceği uyarısında bulunuyor. Ketre, tüm bu durumların da ergende; gelecekte bir takım saplantılı düşünce ve davranış bozukluklarına, sosyal uyum sorunlarına, karşı cinsle ilişkilerde bozukluklara neden olabileceğini söylüyor.  Bu konuyla ilintili olarak “Çocuk istismardan hasar görmedi` denemez diyor Prof. Yüksel. 


TEHLİKE NEREDE BAŞLIYOR?

-Şirin ve cazip kız çocukları, evden kaçan çocuklar, ihmal edilmiş çocuklar potansiyel kurbanlardır.

-Parklar, genel tuvaletler, ıssız sokaklar, karanlık yerler, boş inşaat sahaları tehlikeli bölgelerdir.

-Olayın olduğu yerde genellikle ev, okul, ev ile okul arasındaki yol gibi çocuğun içinde bulunduğu yakın çevresidir.

-İstismarcılar sanılanın aksine yaşlı ve hırpani serseri kılıklı yabancılar değil, genellikle kurban tarafından tanınan kişiler, evli ve çocuklu erkeklerdir. 

 

TACİZDEN KORUNMASININ YOLU ÇOCUĞUN BİLGİ SAHİBİ OLMASIDIR 

Çocuklarınızı uyarın!

1- Çocuklara, “İstemediğin sürece sana kimse dokunamaz ve öpemez bunun aksi bir şey olduğunu söylemeli ve bize haber vermelisin.” demek gerekir.

2- Özellikle çocuğunuza direk olarak temasta bulunan kişileri bu anlamda takip etmeli ve gerektiğinde uyarmalısınız. Özellikle aile içinde, bakıcılarda, diğer aile bireylerinde, bazen iyi niyetli de olsa bu tarz davranışları sıklıkla gözlemleyebiliriz.

3- Çocuğunuza istemediği şeyleri ifade edebileceğini, yetişkinlere de “hayır!” diyebileceğini, bundan dolayı suçluluk duymamasını gerektiğini anlatın. Ona doğru gelmeyen şeyleri size iletmesini söyleyin. Çocukların her zaman abartılı söylemleri olabileceğini düşünün ama söylediklerini mutlaka araştırın ve kulak arkası etmeyin. İstemiyorsa birinin onu öpmesi veya sevgi göstermesi için zorlayıcı olmayın.

4- Cinsel içerikli konuşmaları çok rahatlıkla yapın. Yaşına uygun ve her sorduğunda doğru ve tatmin edici cinsel bilgileri vermelisiniz.

5- Başlarına taciz veya ilerisi gelen çocukların ilk tepkileri genellikle korku, utanma ve saklama yönündedir. Bu durumda tacizci kişinin işini kolaylaştırır. Zaten bunu ailesine söylediğinde neler yapabileceğine ilişkin tehdit edilmektedir çoğu. Bu nedenle cinsel konuları utana sıkıla konuşmayın. Rahat olun. Açık ve net dil kullanın. Çocuk kendini cinsel kimliğini tanımalıdır. Başına geldiğinde de hemen size gelip söyleyebilmelidir. Tacizden dolayı genellikle kendilerini suçlarlar bunun böyle olmadığını anlatın. Sonuçta bu herkesin başına gelebilecek bir şeydir. “İstemediğimiz halde bazen insanlar bizim özel bölgelerimize dokunmak isteyebilirler, böyle bir durum olduğunda bize haber vermelisin.” diyebilirsiniz. Ve böyle bir şey olduğunda rahatlıkla hayır deyip tepki göstermesini, cezalandırılmaktan korkmamasını söyleyin.

6- Çocuğunuzda utanma duygusu gelişmeye başladığında, kendini size karşıda saklamaya başladığında onu yıkamak vs. için ısrarcı olmayın.

 

ÇOCUĞUNUZUN TACİZE UĞRADIĞINI NASIL ANLARSINIZ?

1.Cinsel bölgelerinde sağlık açısından sorun (kızartı, kaşıntı, ağrı vb.)oluştuysa,

2.Dokunmaya tepki gösteriyorsa,

3.Fiziksel nedenlerle alakalı olmayan karın ağrıları varsa,

4.Huzursuzsa,

5.Gece uykuları bozulduysa,

6.Altını  ıslatma başladıysa,

7.Banyo yapma isteği yoğunlaştıysa,

8.Yaşından büyük cinsel davranış ve sözler içindeyse,

9.Mastürbasyon süreklilik kazanıyorsa ve açık hale geldiyse,

10.Cinsel oyunları abartılı oynuyorsa,

11.Evden kaçmayı düşünüyorsa,

12.İntihar eğilimi gösteriyorsa,

13.Yemek düzeninde sorun yaşıyorsa,

14.İçine kapanıp eski şeylerden zevk almıyor arkadaşlarından uzaklaşıyorsa,

15.Huysuzsa, saldırganlık gösteriyorsa,

16.Genel olarak başarısında düşüş varsa,

17.İnsanları  düşman gibi görüyorsa,

Çocuğunuz tacize uğramış olabilir. Mutlaka bir uzmana danışarak durumu araştırın. Tacize uğrayan çocuk kesinlikle yalnız bırakılmamalıdır. 


İSTİSMARDAN ŞÜPHELENİYORSAK NE YAPMALIYIZ?

1- Çocukların cinsel istismarı suçtur ve bununla ilgili polis, sosyal hizmet görevlileri gibi kişi ve kuruluşların sorumlulukları bulunur. Ancak istismarın önlenmesinde birçok yetişkin de olumlu rol oynayabilir. Cinsel istismara tanık olup sessiz kalmak, suça ortak olmak anlamına gelecektir.

2- Öğretmenler, sağlık çalışanları istismarın önlenmesinde rol oynayabilecek meslek gruplarının başında gelir. Toplumda genel olarak oluşacak farkındalık komşu, arkadaş gibi yetişkinlerin harekete geçmesini de sağlayacaktır. Ayrıca çocuklara kendi bedenlerine saygı gösterilmesini, yetişkinlerin ise çocukları dinlemeyi ve onlara inanmayı öğrenmesi atılacak olumlu adımlardır. 

3- Çocuklar cinsel istismar konusunda nadiren yalan söyler. Kuşkulu durumlarda araştırmaktan vazgeçmeyin. Yalan söylediğinin ortaya çıktığı çok özel durumlarda bile, onu yalan söylemeye yönlendiren, zorlayan bir başka yetişkinlerin olabileceğini biliyoruz. Bu da bir şiddet türü olarak kabul edilmektedir. 

4- Cinsel istismarı açıklayan bir çocuğa bağırıp çağırmadan, onu korkutmadan, suçlamadan, yargılamadan, utandırmadan yaklaşmalı, onu dinlemeli ve ona inandığınızı ve yaşananların onun suçu olmadığını söylemelisiniz. Verdiğiniz tepkilerin çok aşırı olması, bağırmak, aşırı ağlamak, aşırı öfke onu suçlu hissettirecek ve korkutacaktır. 

5- Çocuk istediği sürece onunla konuşmaktan çekinmeyin. 

6- Yaşadığı istismarı tekrar tekrar konuşmak zannedildiği gibi onun unutmasına engel olmayacak, yaşadıklarıyla daha iyi baş etmesine ve daha sağlıklı bir şekilde çözümlemesine yardımcı olacaktır. 

Çocuğunuzun cinsel istismara uğradığından şüpheleniyorsanız ya da bunu öğrenmişseniz üzerinde mutlaka durmalı, profesyonel destek almalısınız.

Daha önce yazdığım “Suçlu çocuk mu, suça yönlendirilen çocuk mu?” adlı makalemde de belirttiğim gibi; yasak ilişkiler, umursamaz sorumsuz aileler, yoksulluk, köyden kente göç, madde bağımlılığı vb. sebeplerle çocuklarımız dışarıdalar. 

Ayrıca huzursuz aile çocukları da aile-içi geçimsizlik, şiddet ve iletişimsizlik sebepleriyle sevgiyi de ilgiyi de yanlış yerde arayabiliyor, onulmaz yanlışlara sürüklenebiliyorlar. Ya da sadece iletişim çağının en büyük handikaplarından olan cinsel içerikli program ve yayınlar sebebiyle çocukta oluşan “merak” ya da hormonal bozukluklar ve benzeri sebepler sonucunda bu olaylar meydana gelebiliyor.

Çocuğu pedofiliden korumayan vasi/ebeveynin durumu 

Yine 1995 yılında ülkemizde yürürlüğe giren Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye göre; aynı sözleşmede taraf devletlerin, çocuğun ana-babasının ya da onlardan yalnızca birinin yasal vasi veya vasilerinin ya da bakımını üstlenen herhangi bir kişinin yanında iken bedensel veya zihinsel saldırı, şiddet veya suistimale, ihmal ya da ihmalkar muameleye, cinsel saldırı dahil her türlü istismar ve kötü muameleye karşı korunması için; yasal, idari, toplumsal, eğitsel bütün önlemleri almaları gerektiği yer almaktadır. 

Bu tür koruyucu önlemler; burada tanımlanmış olan çocuklara kötü  muamele olaylarının önlenmesi, belirlenmesi, bildirilmesi, yetkili makama havale edilmesi, soruşturulması, tedavisi ve izlenmesi için gerekli başlıca yöntemleri ve uygun olduğu takdirde adliyenin işe el koyması olduğu kadar, durumun gereklerine göre, çocuğa ve onun bakımını üstlenen kişilere, gereken desteği sağlamak amacı ile sosyal programların, düzenlenmesi için etkin yöntemleri de içermelidir.

 

Biraz da rakamlarla konuşalım… 

Ülkemizde pedofili hakkında edindiğimiz istatistik verilerin en yenisi 2014 yılına dayanıyor. Çocuk istismarı konusunda Adli tıp uzmanı Prof. Dr. Selim Özkök söylediği şu sözler ise oldukça dikkat çekici: “Çocuklarla ilgili çıkan yasalara bakıldığında Türkiye, Avrupa’da yasaları yeterli olan 5 ülkeden biri. Ama bu yasaların uygulaması zaman istiyor. Gerçekten istismar arttı mı? Yoksa istismarın adalete intikali mi arttı? Bunu iyi tespit etmek lazım. Türkiye’de tespit edilen cinsel istismar oranı kız çocuklar da her 3 kız çocuğundan biri, erkek çocuklar da 5 erkek çocuğundan biri. Önlemini almak ve bu çocukları tedavi edip kazanmak zorundayız.

2014 yılında  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü’nden alınan verilere göre 11 bin çocuk cinsel istismara maruz kaldı. Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuk sayısı 2014 yılında, 2013 yılına göre yüzde 6,2 oranında artarak 290 bin 414 oldu. Güvenlik birimlerine mağdur olarak getirilen çocuk sayısı ise 131 bin 172 olarak belirlendi. Bu çocukların yüzde 87,4’ünün suç mağduru, yüzde 12,4’ünün takibi gereken olay mağduru ve yüzde 0,2’sinin ise kabahat mağduru olduğu belirlendi. Suç mağduru çocukların yüzde 55,6’sının erkek, yüzde 44,4’ünün ise kız kaydedildi. Bu çocukların yüzde 64,6’sı yaralama, yüzde 9,7’si cinsel suçlar ve yüzde 7,8’i de aile düzenine karşı suçlardan mağdur oldu. 

2014 yılında Türkiye’de bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere toplam 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. Çocuklara karşı en fazla cinsel suç işlenen il İstanbul olurken, İstanbul’u İzmir ve Adana takip etti. 

 

İşte illere göre çocuklara karşı işlenen cinsel suç sayıları:

 

İstanbul bin 234,

İzmir 786,

Adana 528,

Antalya 524,

Mersin 463,

Ankara 424,

Kayseri 419,

Diyarbakır 334, 

Bursa 295, 

Aydın 237, 

Sakarya 234, 

Balıkesir 231, 

Denizli 231,

Şanlıurfa 223, 

Konya 193, 

Manisa 187, 

Tekirdağ 182, 

Kocaeli 176,

 Hatay 170, 

Ordu169,

Muğla 163, 

Malatya 143,

Düzce 124,

Şırnak 121, 

Mardin 116, 

Tokat 114, 

Samsun111, 

Batman 108, 

Edirne 107, 

Afyonkarahisar 105, 

Van 102, 

Kırklareli 89, 

Aksaray 87,

Muş 87, 

Zonguldak 87, 

Yozgat 83,

Çanakkale 83, 

Adıyaman 81, 

Kahramanmaraş 81,

Erzurum 77, 

Giresun 77, 

Karaman 76, 

Kütahya 73, 

Kars 68, 

Siirt 68,

Gaziantep 65,

Eskişehir 64, 

Isparta 63, 

Erzincan 60, 

Niğde 60, 

Amasya 59, 

Osmaniye 59, 

Nevşehir57, 

Ağrı 54, 

Trabzon 53, 

Yalova 53, 

Çorum 52, 

Rize 51, 

Sinop 48, 

Sivas 47, 

Bitlis 46,

Burdur 45, 

Bolu 42, 

Iğdır 42, 

Karabük 42, 

Bilecik 40, 

Uşak 35, 

Bartın 29, 

Ardahan 28,

Elazığ 27,

Hakkari 24, 

Kilis 23, 

Artvin 22, 

Bayburt 22, 

Bingöl 21, 

Kastamonu 21,

Çankırı 20, 

Kırşehir 18, 

Gümüşhane 14, 

Kırıkkale 12, 

Tunceli 6.

 

2016 yılında İMDAT | Şiddeti Önleme ve Rehabilitasyon Derneği & ASUMA | Acıbadem Üniversitesi Suç ve Şiddetle Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan çocuk raporuna göre; 2014 yılı verilerine göre; dünyada son 4 yılda çocuklara yönelik taciz veya şiddet uygulamaları yüzde 90 arttı. Üstelik bu vakalarda tecavüzcülerin yüzde 95’i hala gizli kalabilmiş durumda. Yani tecavüzcülerin ancak yüzde 5’i yakalanmış. Hele ensest vakalarında durum çok daha acı çünkü rapora göre; ensest ilişkilerinin ancak binde 4’ü ortaya çıkıyor. 

Adliyelerde çocuk istismarı ve tecavüz vakaları da sanıldığının aksine oldukça fazla. Adliyelerdeki 4 tecavüz davasından biri çocuklarla ilgilidir. Yani tecavüz davalarının yüzde 25’i çocuklara yapılan tecavüzlerle ilgili. Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay Adli Tıp Kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor. 

 

Yıllara göre adli vakalar 

Bu oran 2012’de 2.395, 2013’te 3.002 olan başvuru sayısı 

2014’ün Ekim ayı itibariyle 2.449 olarak gerçekleşti. 

Adalet Bakanlığı’nın 2014 verilerine göre, her ay adli tıp kurumuna 650 çocuk cinsel istismarı vakası gönderiliyor.

Açılan toplam dava sayısı: 40.266 Karar çıkan dava sayısı: 24.825 Mahkumiyet Kararı: 13.968 

 

Pedofilinin resmiyet kazanmış hali: Gelin Çocuklar 

18 yaşından önce her insan “çocuk” olarak kabul edildiği halde, 18’inden önce çocukların evlendirilmesine göz yummak, bu tanıma göre pedofili değil de nedir? 

UNFPA, Dünya Nüfusunun Durumu 2014 Raporu’na göre, her yıl 91 bin kız çocuğu anne oluyor ve tüm evliliklerin 3’te 1’ini 18 yaş altı kız çocukları oluşturuyor. verilene göre ise gelişmekte olan ülkelerde her gün 3 kızdan 1 tanesi 18 inden önce evlendiriliyor, 9 kızdan 1 tanesi 15 yaşından önce evlendiriliyor. Çocukların yaşları 8’e kadar düşebiliyor. Gelecek 10 yıl içinde her yıl 13.5 milyon kız çocuğunun 18 yaşından önce evlendirileceği öngörülmektedir. Bu durumda her gün 37,000 tane kız çocuğu evlenmiş olacaktır. Yani gelecekte her gün 37 bin kız çocuğu pedofili ile karşı karşıya kalacak demektir… 

Dünya Sağlık Örgütü ve Ankara Üniversitesi’nin hazırladığı Türkiye’de Üniversite Öğrencilerinde Çocukluk Çağı Olumsuz Yaşam Deneyimleri Araştırması Raporuna göre; 

- Erkeklerin yüzde 8,7’si; 

- Kadınların yüzde 7,2’si; çocukluklarında cinsel tacize uğradı. Kız çocukları, akrabaları tarafından cinsel tacize maruz kalıyor. İstismarcıların yüzde 9’u ise çocukla aynı evde yaşıyor.

 Tam bu noktada araya girmeden edemeyeceğim. Yine isim vermeyelim ama hani birilerinin dediği gibi olmuyormuş bu işler. Yani “biz ailelerle konuştuk, aramızda hallettik”, ya da “bunlar çocuk oyunu efendim” gibisinden destur verilmekle olmuyormuş bu işler. Ama uygulamada görüyoruz ki; pek de güzel oluyor ne yazık ki… 3,5 yaşındaki çocuğunu gözetimsiz sokağa salan anne babanın da çocuk ihmalinden yargılanması gerekmez mi? Çocuk pedofilisi diye bir gerçek var. İstesek de istemesek de, bu hasta ruhlu insanlar aramızda yaşıyor. Onları suçlamakla sorun çözülmez. Uyanık olması gereken bizleriz. Bu çocuklar bize Allah’ın emaneti. Emanete sahip çıkmalıyız… 

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Neslihan Sultan Pala (Sosyolog) - Diğer Yazılar

 
# 14 Temmuz 2016 Perşembe
Küreselleşme internet ve diğer iletişim araçları ile tıpkı bir virüs gibi kanımıza işliyor.
# 13 Mart 2016 Pazar
Ahmed ve Kösem, hem Batı’dan hem Doğu’dan çevrelenen bir dünya devletinin var olma savaşının yüklerini omuzlarında taşıyarak yürüyecekleri bu yolda, aşklarının büyük gücüyle birlikte büyüyeceklerdir artık.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır