BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire)

# 13 Aralık 2018 Perşembe

Selam, bu gün nostalji yapacağız :)

     

Çok önemli bir yere sahip olduğunu düşündüğüm takvim yapraklarını aralayacağız. Kullanımları, özellikle kentleşmeyle birlikte eskilerde kalmaya başlayan bu günlük takvimlerin yerleri, dükkânların,  ticarethanelerin ve evlerin duvarları olup çivisi her daim hazır bekler, yeri hiç boş kalmaz, her yeni seneyle yeni takvim gelir, 365 gün boyunca günlük ziyareti yapılırdı. 

 

Artık farklı farklı iddialı resimler, kadın temalı ayın güzelleri, mesaj içerikli sayfalar  vs. o masum ilim-irfan ve fazilet dolu mütevazı sarı yaprakları, girdiği varlık savaşında maalesef iyice tarihe gömmeye çalışıyor.

 

Her gün, sırası geldiğinde yırtıp okuduğumuz takvim yapraklarında neler vardı neler...

 

O günün tarihi önemi, kuruluş, ölüm, kurtuluş tarihleri,  (arka sayfada mutlaka bununla ilgili açıklamalar), Hicri ve Rumi detaylar, resmi bayram günleri, resmi tatil günleri, başta İstanbul olmak üzere, bir alt sırada Ankara`dan başlayıp belli birkaç bölge illerinin ezan- namaz saatleri bilgileri, her gün farklı bir hadis-i şerif, o gün doğacak kız ve erkek bebeklere  isim önerileri (bazen bu isimleri okuduğumuzda o isimde kız veya o isimde erkek ismi mi oluyormuş diye şaşırırdık :)), günün fıkrası, günün karikatürü, esprili veya bilimsel sorular,  ertesi gün cevabı verilirdi, o gün ne pişirelim önerileri, bazen yemek tarifleri, mutfak, ev veya yaşama ait püf noktaları, bazen uyarılar ve hatırlatmalar yapılırdı “Yedek subay yoklamaları son günü” veya “Bağ-Kur, SSK aylık primleri ödenecek” “teşrik  tekbirlerini unutmayın” “kurban keserken bunlara dikkat” gibi... Kıssadan hisseler, Osmanlı padişahlarının özetle hayatları, dini bayramların gün ve gecelerinin bilgilendirilmesi ve yapılması gereken ibadetler, günün duası ve daha neler neler...

 

Her bir yazı, açılacak bir başlık kadar derin konular içeriyordu. Meğer elimizin altında, farkında olmadığımız ne kadar değerli cevher varmış değil mi?

 

“Önceleri koparırdık sayfaları ama sonra ortalarda kalıp ayak altına düşmeye başlayınca duvarda sayfa arkasına kıvırır olduk. Daha sonraları duvara asmayıp yanımızda el altında ilgili günün sayfasını açarak okumaya başladık” demişti Gülser Anne, yılların birikmiş takvimlerini gösterdiğinde “Bunlara kıyamıyorum, içinde hadisler, Allah ismi, Peygamber ismi, Kur`an yazıları var, çok ta biriktiler ne yapayım?” dediğinde bu büyük hazineyi bir kaç yıl önce yakmayı, ayak altında çiğnenmekten kurtarıcı en iyi çözüm olarak düşünmüştük. Yanlış yapmışız. Ama iş işten geçti, şimdi ise bu değerlerin ardından aynı tadı vermeyen bu günün takvimlerinden konuşuyoruz.

 

Tabii ki halen günlük takvimlerimiz bulunmakta ve çoğu evde kullanılmakta ama sanki daha bir yapay, daha bir kopya gibi. Elbette zaman gelecek, kâğıt-kalemin kullanılmadığı bir kaç on yıl sonra bu gün kullandığımız takvimler de birer hazine gibi konuşulacak.

 

Bütün duvarların dolsun, bugünkü doğum günlerin kutlu olsun... Demiş düş hekimi Yalçın Ergir.

 

Sevgiyle...

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire) - Diğer Yazılar

 
# 22 Eylül 2018 Cumartesi
# 4 Mayıs 2018 Cuma
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 17 Mart 2018 Cumartesi
# 14 Şubat 2018 Çarşamba
# 14 Şubat 2018 Çarşamba
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır