BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Küreselleşme internet ve diğer iletişim araçları ile tıpkı bir virüs gibi kanımıza işliyor.




Neslihan Sultan Pala (Sosyolog)

# 14 Temmuz 2016 Perşembe

Güne yine içimiz sızlayarak başladık:( Şimdi ne desek, ne söylesek az. Sosyal medya kurbanı bir kız çocuğunun (genç kız demiyorum yasalara göre de vicdanlara da göre 15 yaşında olan bir genç kız da olsa ÇOCUKTUR!) hakkı bugün aranıyor. İnşallah yine örtbas edilmez. Yedi yıl önce hayat kadını sanılıp (sanki hayat kadınları insan değil, soruşturmayı hak etmiyorlar o da ayrı bir yara, ayrı bir konu)  imsesizler mezarlığına defnedilen Sezgi için bugün adalet arıyoruz! 15 yaşındaki bir çocuk internette sosyal medyada kandırılıyor. Bir adam çocuğu alıp arkadaşının evine götürüyor. Orada genç kızı bekleyen ağızlarından salyalar akan 2 insan müsveddesi daha var. Genç kıza sabaha kadar uyuşturucu enjekte ediyorlar, alkol veriyorlar ve defalarca tecavüz ile darp ediyorlar. Bütün bunlara vücudu dayanamayan genç kız orada can veriyor. Bu olay yıllar önce kaleme aldığım eski bir yazımı ama eskimeyecek bir konuyu bana hatırlattı ve yine köşeme bu yazıyı taşımaya karar verdim. 

                                          
Siber Zorbalık ve Çocuklarımız


1990’ların başlarında literatürüme giren küreselleşme (globalleşme) artık dünkü çocuklar tarafından bile bilinen bir kavram. McLuhan’ın öngörüsü gün geçtikçe daha da belirgin bir hale geliyor ve “dünya gerçekten küresel bir köy haline geliyor”. Küreselleşme internet ve diğer iletişim araçları ile tıpkı bir virüs gibi kanımıza işliyor.

İnternetin en büyük handikapına belki de çocuklarımız kapılıyor. Artık rahatlıkla çocuklarımız bizden ayrı bir dünyaya yelken açıyor. Kontrolünü yapamadığımız, bilemediğimiz ve bizim dışında onların kişiliklerini şekillendiren bir dünyaya. 

Bu yazıda siber zorbalıktan bahsetmek istiyorum. Nedir siber zorbalık? 

Siber zorbalık, bir çocuk ya da gencin, teknolojik araçlar kullanılarak tehdit edilmesi, taciz edilmesi, aşağılanması, utandırılması demektir ve ciddi bir suçtur. Ve bu suçun sonucunda mağdurlar ya intihar ediyor ya da intikam alma çabasına düşerek demir parmaklıklar ardına düşüyor ya da ömür boyu böyle bir travmanın izdüşümleriyle yaşamayı göze alıyor.

Siber zorbalık türleri şiddet, taciz, gözdağı, tehdit, onur kırıcı sözler içeren mesajlar, iftira, dedikodu şeklinde ifade ediliyor. 

Siber zorbalar özellikle başkalarının kimliğine bürünerek, bir başkasının saygınlığını zedeleyen ve tehlikeye atan mesajlar göndererek, kişinin özelini ya da kişi hakkında utandırıcı bilgileri çevrimiçi ortamda yayarak zorbalık yapabiliyor. Bunun yanı sıra bir başkasının utandırıcı bilgileri hileyle elde ederek, kişiyi kasıtlı olarak çevrimiçi bir grup dışına iterek de siber zorbalık yapılabiliyor. 

Siber zorbalığın faili meçhul olduğundan mağdurlar çoğunlukla çaresiz kalıyor. Teknolojik araçlardan yoksun kalma korkusuyla veya başka sebeplerle çocuk ne öğretmenine ne de ailesine açılmıyor, ergenlik dönemindeki çocukların zaten tepkisel bir dönemde olmasından mütevellit çoğu zaman sorunları aileleri tarafından gözlenemiyor. Bu da bir kısır döngü olarak failler mağdurları, mağdurlar da yeni failleri oluşturarak cereyan ediyor. 

Konuyla ilgili araştırmaları taradığımda karşıma çıkan rakamlar kayda değer.

Geçtiğimiz yıl içerisinde öğrencilerin %43’ü, gençlerin %81’i eğlenceli olduğu için siber zorbalık yaptıklarını ifade etmiş. 

Öğrencilerin %30’u kendilerine siber zorbalık yapanlardan intikam almak istemiş. 

Sadece %11’i yaşadıkları siber zorbalık hakkında aileleri ile konuşmuş.

Öğrencilerin %17’si çevrimiçi ortamda kendilerine yalan söyleyenler tarafından siber zorbalığa maruz bırakılmış.

Öğrencilerin %70’i etkili önlemin siber zorbalık yapanların engellenmesi olduğunu ifade etmiş.

Görüldüğü üzere çocuklar bu konuda sessiz kalarak kendi başlarına sorunun altından kalkmaya çalışıyor. 

Bazıları da “Zorbalık yapmamın tek bir nedeni var. Çünkü o da bana bunu yaptı” şeklinde kendilerini savunuyor. 

Siber zorbalıklara karşı çocuklarımızı uyarmak zorundayız. Onların her zaman yanlarında olduğumuzu hissetmelerini sağlamamız önemli. Devir hem ebeveynler için hem de çocuklar için zor bir devir. Hepimiz hazırlıksız yakalandık. Daha bilinçli bir döneme hep birlikte ulaşabilme dileğiyle…


Biz şu an buzdağının görünen yüzeyinde Sezgi`yi görüyoruz. Görmediklerimiz, hasır altı edilenler, bir de hem sosyal medyada kandırılıp hem de kandırıldığı için ebeveynleri tarafından tehdit ve şiddet görenler, elalem ne der diye susturulan çocuklar... Bu liste daha da kötü tablolarla uzayıp gider. Bugün adaletin yolunu Sezgi için gözlüyoruz. Ve kişisel fikrim tüm tecavüzcüler mutlaka ve mutlaka teşhir ve hadım edilsin!

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Neslihan Sultan Pala (Sosyolog) - Diğer Yazılar

 
# 6 Ocak 2017 Cuma
3,5 yaşındaki çocuğunu gözetimsiz sokağa salan anne babanın da çocuk ihmalinden yargılanması gerekmez mi?
# 13 Mart 2016 Pazar
Ahmed ve Kösem, hem Batı’dan hem Doğu’dan çevrelenen bir dünya devletinin var olma savaşının yüklerini omuzlarında taşıyarak yürüyecekleri bu yolda, aşklarının büyük gücüyle birlikte büyüyeceklerdir artık.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır