İslamda Aile

İslamda Aile
İslamda Aile

“Ey insanlar, Biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi, sırf birbirinizle tanışasınız diye, büyük büyük cemiyetlere ve küçük küçük kabilelere ayırdık. Şüphesiz sizin, Allah nezdinde en şerefliniz, takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” (Hucurât Sûresi, Âyet: 13)

İslam’da üstünlük takva iledir kadın erkek fark etmez. Ama dünyalık hayatta kadın ve erkek eşit değildir. Her birinin kendine özgü marifetleri ve becerileri vardır. Erkeğin yaptığını kadın yapamaz, kadının yaptığını da erkek yapamaz. Bu aslında hayatta bir döngüdür. Herkes her şeyi yapabilseydi bu kadar farklılığa gerek kalmazdı. Kadın ve erkek asla ne bedensel ne de fiziksel olarak aynı değillerdir. Bazı istisnalar olsa da genel anlamda böyledir. Kim bu eşitlikten bahsediyorsa kadına da erkeğe de eziyet etmiş olur ve hakka girmiş olur.

Herkes üstüne düşen görevi yaparsa kimse kimsenin hakkına girmiş olmayacak hem de düzen bozulmayacaktır.

Eşler birbirlerini hayat arkadaşı olarak görürse aslında olay temelinden çözülecek. Kim kimin üstü, kim kimden kuvvetli, kim kariyer sahibi, kim zengin, malı mülkü var diye düşünme, arama derdine girilmezse olaylar daha kolay çözülecektir.

Hazreti Hatice’nin zenginliği hiçbir zaman Peygamberimizi rahatsız etmemiştir. Hazreti Aişe’nin zekâsı ve çocuksu hareketleri yine hiçbir zaman Peygamberimizi rahatsız etmemiş aksine onların mallarına sahip çıkmış hatta oyunlar oynamıştır.

Evde kadınlar, dışarıda erkekler sadece yapmaları gerekeni yapsa her şey belki de daha kolay ve farklı olacak. Bu cümlemden kimse kadını eve kapatıyorum hissine kapılmasın. Eğer Peygamberi örnek alıyorsak O’nun eşleriyle nasıl ilgilendiğini herkes biliyordur diye tahmin ediyorum.

Eşitlik diye yırtınanlar, çocukları kreşte veya başkasının elinde büyüyen aileler daha sonra yaşadıkları sıkıntıları anlatırken ‘keşke çocuklarımın her yaşında, her anında yanında olabilseydim’ diye hayıflanırlar.

Hiçbir anne çocuklarının maddi giderlerini karşılamak için çırpınmasın, çünkü bu babanın görevi. Ama biz kadınlar çocuklarımızın hem maddi giderlerini karşılamak, hem maneviyatlarını ve psikolojilerini iyi tutmak, yani kısacası dünyalarını güzelleştirmek için çırpınıp dururuz. Cennet anaların ayakları altındadır hadisi tam da bunun için söylenmiş bir hadistir. Birde eşitlikten bahsedersiniz; ne eşitliği bu kadının çabası, dünyada eşi örneği olmayan bir fedakârlıktır. Bu kadının, canını malını hayatını dünyasını hiçe saymaktır bu yaptıkları.

Eğer bir kadın çocukları için bir şeylerden vazgeçiyorsa buna mecbur bırakılıyorsa eşitlikten bahsetmemek gerek.

Ama aile birliğini korumak ve kurtarmak için çabalayan kadınlar, biraz daha refah içinde yaşayalım diye çırpınan erkekler varken bu düzeni bozmaya çalışan ve kadınları evlerinden dışarı çıkarıp iş ortamına sokmak isteyen kişiler bilmeli ki bizleri bu hayatta bozamayacak ve ailelerimizi dağıtamayacaksınız.

Son zamanlarda çokça konuşulan ve sık telaffuz edilen bir kelimeden bahsetmek istiyorum. Ataerkil. Biraz kelime anlamına bakıp ne manada kullanıldığını görmek istedim.

Bu kelimenin altından ne çıkacak ya da bu kelimeyi ne tarafa çekmeye çalışıyorlar diye düşünüyorum.

Anlam ve içerik bakımından inceleyip İslam’la arasında bir köprümü var ya da çok mu uzak İslam’dan görelim istedim. Birçok yerde İslam’ın kadını eve kapattığını erkeğin hâkimiyetinde yaşadığını ve her şeyden muaf olduğunu açıklamışlar. Bu açıklamayı yapanlar kadınların özgürlüğünün sokaklarda olmadığını, eve bakma yükümlülüğünün, çocuk ve eşinin rızkını erkeğin getirmesi gerektiğini ve en önemlisi ise hiçbir şekilde kadını ev işlerine ve çocuk bakımına mecbur etmediğini bilmediklerini düşünüyorum.

Ben burada erkeklerin sırtına yüklenen sorumluluğun ne kadar fazla olduğunu, kadını ve çocuklarını mutlu etmenin erkeğin gayretiyle alakalı olduğunu ve bu büyük vebalin farkında olan erkeklerin mükâfatlarını Allah’ın vereceğini hatırlatmak isterim.

Bu iki karşı cinsi birbirine düşman etmek yerine neden aralarındaki adaleti sağlamaya çalışılmıyor.

Herkesin asıl görevini hatırlatıp bu şekilde yaşamanın vereceği mutluluğu neden anlatılmıyor.

Allah yarattığı kulunun gücünü de bilir kaldırabilecek yükün ağırlığını da. Herkes neden bu eşitlik derdine düşmüş. Neden reislik ve soy derdine düşülmüş anlayamıyorum.

Eğer bir erkek çalışıp ailesine bakamayacaksa, eğer bir kadın evinde oturup çocuğuna eşine bakamayacak ve onları başkasının eline emanet edeceklerse açık söylüyorum evlenmesinler. Dediğim gibi bu sözlerim kadını evine kapatmak değil aileyi korumaktır.

Toprakla buluşma anına kadar kabirde ve ahiret âleminde işimize yaramayacak her iş ve yaşantıdan uzak kalıp tertemiz Rabbime kavuşmak ümidi ile.

SELAMETTE OLUN SELAMETLE KALIN

SABRİYE TÜRKMEN KAYA