BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire)

# 14 Mart 2019 Perşembe

“Bu sefer de yılanları öldürdüler, tarlaları fareler bastı” demişti  yıllar önce Trakya`daki  ekin tarlalarına hasada giden köylü dostum.  Hasattan sonra  buğday sapları  balya makineleriyle balya haline getirilir, traktörlere yüklenip damlara, beton ağıllara, rutubetsiz ahırlara istiflenir, koca kış boyu büyük ve küçükbaş hayvanlar bu samanlarla beslenir.

 

Tavukların folluklarına da bu samanlardan konur, tavuklar orada yumurtlarlar, orada biriktirdikleri yumurtaların üstüne kuluçkaya yatıp 21  gün sonra çatlayan yumurtalardan yavrularını çıkarırlar. Hayatın parçasıdır saman, hatta sepetlerde çarşı pazarda satılan yumurtalar, özenle samanların arasına yerleştirilir.

 

Daha neler neler...

 

Kentlerde çok rastlamayabiliriz, Kurban Bayramına yakın, kurbanlıkların günler önce getirildiği barınaklarda  da balyalar vardır, samanlar... Onu yerler,  dağılmış samanların üstünde  yatar, uyur hayvancıklar. Onları dolaşırken,  ayakkabınızın kenarına tezek ve saman yapışır, temizlemeye çalışırsınız, yaşamışsınızdır mutlaka gözden kaçan bu tatlı ayrıntıyı :)

 

İşte bu samanlar, güzel ülkemin kim bilir hangi ilinin köyünün tarlasında nasırlaşmış ellerden, ekinlerin sararmış saplarından yapılan balyalardan kullanıldı?

 

“Sapla samanı karıştırmak”

“Sakla samanı, gelir zamanı”

“Samanlıkta iğne aramak”

“Gönüller bir olunca samanlık seyran olur”...  Gibi  canım atalarımın özlü sözleri  var bir de. Her birinin ne öyküleri vardı kim bilir ne mağduriyetler yaşadılar da kalplerinden çıkmış iz bırakmış bu atasözleri...

 

Biz yine tarlamıza dönelim. Balyalar tamamlanınca ekin sapları kısalmıştır ve topraktan çıkan saplar toprağın yüzeyini gösterecek kadar seyrelmiştir. Toprak üzerinde saplar aralarında minik minik delikler göstermişti arkadaşım,  “bak bunları görüyor musun,  yılanlar bitince  bu sefer fareler çoğaldı, bu delikler de yuvalarının  girişleri, buğdaylarımızı alıp kendi kilerlerine depoluyorlar”. Delikler o  kadar çoktu ki, deliklerle tarla farelerinin sayısını karşılaştırınca neredeyse tarladaki bir yıllık hasadı  bölüşmüş oluyorlardı.

 

Doğanın dengesini bozmamak lazım, yılanlar farelerle besleniyorlardı, bize de yardım ediyorlardı, ama gençlerimiz bu zararsız yılanlardan korktular, sanki zafer kazanıyorlarmış gibi yılanları öldürüyorlar,  o mevsim belli olmuyor zararımız, bir sonraki dönem tarlalar ve evlerimiz tarla faresi istilasına uğrayınca kaybımızı anlıyoruz.

 

Tabiatın dengesini korumamız lazım, o dengede hiç bir canlının sebepsiz yaratılmadığını, çok mecbur olmadıkça hiç bir canlıya zarara verilmemesi gerektiği  nesillerimize öğretilmeli.  Basit gibi görünse de, denge diğer dengeleri de bozuyor,  bizi tehdit eden doğa felaketlerinin kökeninde,  acilen düzeltmemiz gereken,  güçsüz canlılara karşı acımasız davranışlarda olan nesillerimize doğa,  hayvan sevgisi aşılayıp bilinçlendirmelidir.

 

Unutmayalım,  nasıl demişti,  sudaki son balık bittiğinde, çiçekteki son arı  öldüğünde,  çocuklarımıza yedirecek besinimizin kalmadığının başlangıcı olacaktır.

 

Sevgiyle kalın.

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Berrin Uzlu Atmar (Yüksek Hemşire) - Diğer Yazılar

 
# 13 Aralık 2018 Perşembe
# 22 Eylül 2018 Cumartesi
# 4 Mayıs 2018 Cuma
# 4 Nisan 2018 Çarşamba
# 17 Mart 2018 Cumartesi
# 14 Şubat 2018 Çarşamba
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır