Sağlık Hakkı: Sorgulanması Gereken Bir Talep*


2. Ancak pratikte, sağlık hakkı, “herkese eşit sağlık hakkı” gibi önermelerle, sağlıklı yaşama hakkından çok, sağlık hizmetine ulaşma hakkını ifade eden bir talebe dönüşmektedir. Özellikle maddi kaynaklardan daha az faydalanan kesimlerce dile getirilen ve çoğu hükümet programında yeralan bu formül, hem dile getiren kesimler, hem söz veren hükümetler için bir açmazı barındırmaktadır. Sağlık hakkı, bu anlamıyla, sorgulanması gereken bir taleptir.
3. Sağlık hakkı, kıstasları belirsiz olduğu için tam ve eşit olarak karşılanamayacak bir taleptir. Dünya Sağlık Örgütünün tanımına göre, sağlıklı demek için insanın fiziksel, zihinsel ve sosyal açıdan “tam iyi” olması gerekir. Sağlıktan çok mutluluğu tarif eden bu tanım, 2. Dünya Savaşı sonrasında hükümetlerin sağlığı oluşturan şartlara bütüncül yaklaşmalarını teşvik etmişse de, izafi olmakla ve sağlığı ulaşılması zor bir ideal haline getirmekle malüldür. İnsanı bir bütün olarak ele almak, bazı açılardan daha sağlıklı, bazı açılardan daha sağlıksız olabileceğini kabul etmeye mani değildir. Bu tanım ölçü alındığında, herhangi bir zamanda, sağlığından tatmin olacak az insan çıkacaktır.
4. Sağlık hakkı, sağlığı profesyonel sağlık sistemine bağımlı hale getiren bir taleptir.
Sağlık şartlarını oluşturmak ve hastalıklardan korunmak öncelikle insanların kendi başlarına yerine getirebileceği ve merkezi-yerel idarelerin gerçekleştireceği tedbirlerle mümkünken, sağlık hakkı, sağlık sisteminin aşrı kullanımını ve pasif bir tıbbi tüketimi teşvik eder. Birçok ülkede, sigorta sistemi kurulurken, biriken sağlık problemleri yüzünden sağlık sisteminde önce yığılma olacağı, ancak zamanla başvuruların düşük seviyede karar kılacağı öngörülmüş, oysa sistemin yükü hep artmıştır.
5. Sağlık hakkı, koruyucu tıbbın “erken teşhis tıbbına” dönüşmesini hızlandıran bir taleptir. Öncelikli riski oluşturan sağlıksız hayat şartları yerine bazı belirti ve bulguların risk olarak vurgulanması, risklerin hastalık gibi görülmesi ve hastalıkların hep yeniden tanımlanması, maliyet - fayda - zarar açısından rasyonel olmayan tarama ve tedavi programlarına zemin hazırlamış, “koruma tedaviden rasyoneldir” ilkesi geçersizleşmiştir. Fiziksel, zihinsel ve sosyal testler iyilik haline işaret etse bile, anti-ageing’e yer vardır.
6. Sağlık hakkı, hayatın değerini tıbbi harcamayla eşleyen bir taleptir. Kişi başına düşen hastahane, hasta yatağı, sağlık çalışanı, sağlık kurumuna başvuru ve sağlık bütçesi, sağlık seviyesi göstergesi olarak alınır. Oysa yüksek göstergelerin ne derece gerçek ihtiyacı yansıttığı veya neden bu derece sağlık restorasyonuna ihtiyaç duyulduğu önemlidir. Tıbbın insan ömrünün uzamasına katkısı yanlış istatistiklerle abartılırken, tıbba atfedilen başarı, nimetlerinden pay alma mücadelesine yolaçmaktadır.
7.Sağlık hakkı, “hedef karşıtı” bir taleptir. Kaynakları kısıtlı bir sistemi gittikçe daha çok insanın kullanması ortak hedefe varmayı zorlaştırır. İmtiyazlı hale gelenler sistemden daha çok faydalandıkça diğerleri daha az faydalanır. “Arkadakiler” yaklaşmak için çaba sarfettikçe hedef uzaklaşır. Bu talep, kaynakların adil dağılmadığı, bir yanda tıbbın aşırı ve zararlı kullanımına yolaçan, diğer yanda, genellikle sağlık sistemine başvurmadan çözülecek problemlere sahip geniş bir kesimin asgari tıbbi kullanımını engelleyen bir düzenin sürmesini kolaylaştırmaktadır.
* Hayat Sağlık -Sağlık ve Sosyal Bilimler dergisi / Sayı 1 /2010 Mart
** Kürtaj, genetik bozukluklar, insanın tasarrufunda olmayan hasarlar ve diğer canlıların sağlığı, ayrıca incelenebilecek konulardır.