Dijital Dünya ve Çocuklar

Dijital Dünya ve Çocuklar

Teknolojinin muazzam bir şekilde gelişmesi özellikle de Covid 19’un dünyayı kavurması ile dijitalleşme hayatımızın her alanına daha etkili bir şekilde girdi ve girmeye devam edecektir. Dijitalleşme hayatın işleyişini ciddi anlamda kolaylaştırmakla birlikte bazı alanlara olumlu katkısı tartışılabilir. Özellikle de çocuklar üzerine etkisi. Dijitalleşmenin çocuklara etkisinin olumlu ve olumsuz noktalarına kısaca dikkat çekmek isterim.

Dijitalleşmenin tüm dünyadaki çocuklara, özellikle de yoksulluk, dışlanma, çatışma ve krizler gibi nedenlerle dezavantajlı durumda bulunan çocuklara sunduğu fırsatlar inkâr edilemez. En azından öğretmen ve okula ulaşma imkânın olmadığı durumlarda çocuklar, klasik eğitim yöntemlerine başvurmadan dijital araçlarla eğitime dair eksikliklerin giderebilir. Normal koşullarda ulaşamadıkları yerlere ulaşabilir ve mesajlarını online olarak diledikleri yerlere iletebilirler. Çocuklar dijitalleşme ile yeni arkadaşlıklar kurabilir, onlarla online iletişimlerini sürdürebilirler. Fakat kurulan bu arkadaşlıklar sokakta oynarken ya da okulda iken kurdukları arkadaşlıklara benzememekte ve tamamen sanal olmaktadır. Yani dijitalleşme ile oluşturulan arkadaşlıklar facebook, instagram gibi sosyal medya kanallarıyla olmakta, video akışı, sosyal medya güncellemeleri ve oldukça sürükleyici olan oyunlarla sürdürülmektedir. Dolayısı ile çocuklar akranlarına sanal olarak ulaşmakta, akranları ile çoğu zaman yüz yüze tanışamamakta ve bir araya gelememektedir. Zamanlarının da çoğunu sosyal medya ile geçirmektedirler. Bu durum çocukların sosyal medyanın esiri olmalarına anne, baba ve diğer aile bireyleri ile iletişimlerinin kopmasına, sebep olmakta, bir müddet sonra onları da yalnızlığa sürüklemekte, depresyona girmelerinin temel nedeni haline gelmektedir. Kaldı ki çocuklar internete çevrimiçi olduklarında normalden çok daha büyük tehlikelerle de (sömürü, istismar ve hatta insan ticareti, taciz vb.) karşı karşıya kalmaktadırlar.

Bütün çocuklar internet teknolojileri aracılığıyla zarar görme olasılığıyla yüz yüzedir. Her çocuk, kendilerini bekleyen çevrimiçi risklerden mutlaka korunmaları şartıyla dijital dünyanın sunduğu imkânlardan faydalanabilmelidir. Aksi halde yukarıda da kısmen ifade etmeye çalıştığımız gibi çocuklar, internetin faydalarından çok zararları ile muhatap olacaklardır.

Günümüzde araştırmacılar online ortamlarda karşılaşılan riskleri genel olarak içerik, temas ve davranış riskleri şeklinde üç kategoriye ayırmaktadır. İçerikle ilgili riskler, çocuğun hoş olmayan ve uygunsuz içeriklerle karşılaştığı durumlardır. Temas riskleri, çocuğun risk içeren durumlarla iletişime girmesi ile meydana gelen risklerdir. Davranışla ilgili riskler ise çocuğun riskli içerikle karşılaşmasına ya da temasına katkıda bulanacak şekilde davrandığı durumlardır.

Klasik çocuk eğitiminde dijital araçlar değil, anne, baba, büyük anne, büyük bana, öğretmen ve komşular etkilidir. Ancak dijitalleşmenin yaygınlaşması ile çocuklar her şeyin cevabını internette aramakta, çocuğun eğitimi ve gelişimi için gerekli olan duygusal ortamdan uzaklaşılmaktadırlar. Neticede çocuk sosyal bir varlıktır, oyun oynarken beraber oynadığı arkadaşlarına dokunabilmeli, onlarla yüz yüze gelebilmelidir. Ayrıca anne ve babası ya da öğretmeni ile aynı ortamlarda bulunabilmeli ihtiyaç olduğunda onların jest ve mimiklerinden bile bir şeyler öğrenebilmedir. Çünkü çocuğun saygı, dürüstlük, merhamet, vb. duyguları beraber yaşadığı insanlardan ve yaşadığı ortamdan öğrenmesi onun gelişimine katkı sağlar ve onu toplum için faydalı bir birey haline getirir. Sanal dünya, çocuğun aile içi ve aile dışı normal iletişimini bitirmekte, çocukların dijital araçlarla büyümelerine sebep olmaktadır.

Gün geçtikçe hızla artan sayıda çocuğun geleceğinin dijital teknolojiden giderek daha fazla etkileneceği konusunda hiç şüphe bulunmamaktadır. Bu nedenle dijital araçlara, internet imkânlarına, sosyal medyaya çocukların erişimi kontrollü olmak koşulu ile faydalıdır. Çocukların özellikle çevrimiçi kaynaklara ulaşımları karşılaşacakları riskler göz önünde bulundurularak denetlenmelidir. Çocukların mahremiyeti, kimlikleri mutlaka korunmalıdır. Çocuklar özellikle çevrimiçi durumlarda karşılaşacakları risklerle ilgili eğitilmeli, bilinçlendirilmeli ve bu konu hakkında sık sık uyarılmalıdırlar.