BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi
 
Her devrin sorunları o devrin şart ve gereklerine uygun olarak çözülmelidir. Yaklaşık bir asır önceki şartlara göre (nüfus, dosya sayısı, sosyo-kültürel yapı, teknoloji…) düzenlenen nafaka, çocuk teslimi, vesayet, adli müzaheret gibi konularda ortaya çıkan sorunlar bu sebeple ya çok zor çözülmekte ya da kangrene dönüşüp çözülememektedir.




Her devrin sorunları o devrin şart ve gereklerine uygun olarak çözülmelidir. Yaklaşık bir asır önceki şartlara göre (nüfus, dosya sayısı, sosyo-kültürel yapı, teknoloji…) düzenlenen nafaka, çocuk teslimi, vesayet, adli müzaheret gibi konularda ortaya çıkan sorunlar bu sebeple ya çok zor çözülmekte ya da kangrene dönüşüp çözülememektedir.

- Ömür boyu nafaka kaldırılmalıdır. Nafakanın bir süresi olmalı veya toplu nafaka uygulaması genişletilmelidir. Nafakanın tutarı ve süresi hakkaniyete uygun olarak; yaş, evlilik süresi, çocuk sayısı, gelir durumu, şiddetin süresi ve ağırlığı, kusur oranı gibi kriterlere göre belirlenmelidir.

 

 

- Tazminat ve nafaka mahiyetleri itibariyle farklıdır. Tazminat uğranılan zararı gidermeye yönelikken nafaka hayatı idame ettirmeye yöneliktir. Ortak bir uygulamaya tabi tutulmaları doğru değildir. Tazminata ağır kusurda, nafakaya eşit kusurda hükmedilmesi doğru olup bu uygulamaya devam edilmelidir

 

- Kadının kocaya nafaka ödemesi için eski kanunda yer alan hal-i refah şartı tekrar getirilmelidir.

 

- Nafaka bir insanın hayatını sürdürebilmesi için gereken ihtiyaçlarının karşılanmasını ifade etmektedir. Buna rağmen nafaka alacaklarında maaş haczi yapılmışsa % 4,55 tahsil harcı, %2 cezaevi harcı olmak üzere toplam %6,55 harç kesintisi yapılmaktadır. Maaş dışında başka haciz yapılırsa bu oranlar ikiye katlanmaktadır.

 

İlk 100 TL harçtan muaf tutulmasına rağmen uygulamada yine de %2 cezaevi harcı kesilmektedir. Çok uzun yıllardır uygulama bu şekildedir ve aynı şekilde 100 TL de sabit kalmıştır.

 

Nafakalardan tutarı ne olursa olsun hiçbir isim altında, hiçbir şekilde, hiçbir kesinti yapılmamalıdır.

 

 

- İİK hükümlerine göre bir alacağın takip ve tahsili zor, uzun ve pahalıdır bu sebeple nafaka alacaklarının takip ve tahsilinde amme alacaklarına uygulanan usul (6183 s.lı Kanun) uygulanmalıdır.

 

 

- İstanbul’da her bir icra dairesinde 140-150 bin civarında dosya bulunmaktadır. Bunların yaklaşık 200-300 tanesi nafaka dosyasıdır. İcra daireleri daireye gelenleri vatandaşlar ve nafakacılar olarak 2 gruba ayırmaktadırlar. Nafakacılar genelde mağdur olan insanlardır.

 

Nafaka dosyaları uzun yıllar işlem gördüğü için icra dairelerinin daha da hantallaşmasına sebep olmaktadır.

 

Nafaka dosyaları tek bir icra dairesinde toplanmalıdır.

 

 

- Yargıtay icra işlemi başlatılmadan önceki nafaka alacaklarını nafaka alacağı saymayıp, adi alacak hükmünde görmektedir. Bu nedenle bu nafakalar ödenmediği takdirde açılan nafaka ceza davalarını reddetmektedir. Bir alacağın vasfını, mahiyetini icraya konulup konulmaması belirlemez, alacağın vasfı ve mahiyeti mahkeme hükmüne göre belirlenir. Mahkemenin nafaka olarak vasıflandırdığı alacak nafaka alacağıdır. Nafakaya icraya koyma şartına bağlı olmaksızın ödenmemesi halinde hapis cezası maddesi uygulanmalıdır.

 

 

- Her devrin sorunları o devrin şart ve gereklerine uygun olarak çözülmelidir. Yaklaşık bir asır önceki şartlara göre (nüfus, dosya sayısı, sosyo-kültürel yapı, teknoloji…) düzenlenen nafaka, çocuk teslimi, vesayet, adli müzaheret gibi konularda ortaya çıkan sorunlar bu sebeple ya çok zor çözülmekte ya da kangrene dönüşüp çözülememektedir. Bu nedenle bu konularda çağın ihtiyaçlarına uygun, vatandaşın işini tek bir noktada görebileceği, bünyesinde ilgili uzmanlarında görev yapacağı, kurum ve kuruluşlar ihdas edilmelidir. Bu konular “Denetimli Serbestlik Büroları” gibi Bakanlığa bağlı birer daire tarafından (Nafaka Bürosu, Çocuk Teslimi Bürosu, Vesayet Bürosu, Adli Yardım Bürosu) takip ve idare edilmelidir.  

 

Bu yeni daireler Adalet Bakanlığı veya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yer alabilir. İdare ve kontrolleri Denetimli Serbestlik Bürolarında olduğu gibi hâkim ve savcılara bırakılabilir. Bu suretle adli-hukuki bir kontrol (yargı denetimi) imkânı da elde edilmiş olur. Böylece adliyeler işleyişlerini hantallaştıran, asli yargılama görevinin dışında kalan bir kısım ağır yüklerden de kurtulmuş olurlar.

 

 

- Nafaka hapis cezaları şu anda en fazla geriye yönelik 3 aylık nafakalar için uygulanmaktadır. Uzun süreler hatta yıllarca nafaka borcunu ödemeyen borçlu aleyhinde ceza davası açıldığında mahkûmiyet halinde borçlunun son 3 aylık nafaka borcunu ödemesi halinde mahkemenin ceza kararı ortadan kalkmaktadır. Kalan nafaka tutarı için cezai yollar kapanmakta alacak adi alacak hükmüne girmektedir.

 

Nafaka ceza davalarında süre sınırlaması ya tümden kaldırılmalı veyahut da en az son iki yılı kapsayacak şekilde genişletilmelidir.

 

 

- Nafaka ödememek veya daha düşük nafaka ödemek için geliri hakkında gerçeği gizleyen, mahkemeye yalan beyanda bulunan nafaka borçluları hakkında TCK m. 206 hükmü -tecil veya HAGB uygulanmaksızın- hapis cezası olarak tereddütsüz üst sınırlardan uygulanmalıdır.

 

 

- Nafaka alacaklısı süre sonunda yoksulluğa düşecek olursa M.K. hükümlerine göre zaten her zaman için akrabalarına karşı yardım nafakası davası açabilecektir (M.K. 364 vd.). Dava açabileceği akrabasının olmaması durumunda ise sosyal devlet ilkesi gereği devlet her zaman için muhtaç vatandaşlarına sahip çıkmakla mükelleftir.

 

 

08.10.2018                                                                                        

 
 

İsminiz
Mail adresiniz
Konu
Mesajınız

 
 

::: Raporlar - Diğer Yazılar

 
# 23 Mart 2018 Cuma
Subliminal (Bilinçaltı) Mesajlar Raporu
BİLKA`nın hazırladığı “Subliminal (Bilinçaltı) Mesajlar Raporu”nda Yapımcı-Yönetmen Dilşat Özer Kestevur`(proje koordinatörü), Uzm. Danışman Psikolog Meryem Kulaber Demirci, İlahiyatçı Sabriye Türkmen ve Av. Sümeyya Öcal yer almıştır.
# 14 Ekim 2015 Çarşamba
Akran Zorbalığı (Bullying) Raporu
BİLKA`nın hazırlayıp uyguladığı anketlere dayalı olarak “Akran Zorbalığı (Bullying) Raporu” çalışmamızda Prof. Dr. Nevzat Alkan danışman, Psk. Burcu Toluç proje koordinatörü olarak yer almıştır.
# 8 Mart 2014 Cumartesi
Kadının ve Çocuğun Soyadı Raporu
Nizam ile intizam olur. İntizam olan yerde özgürlük olur. Evlilik içerisinde kocanın soyadının kadının ve çocuğun soyadı olarak kullanılmaya devam etmesi ailenin nizamı, toplumun nizamı dolayısı ile devletin nizamı için zaruridir.
# 29 Mart 2013 Cuma
Anne Sütü Bankası Raporu
Anne sütü benzeri hiçbir şekilde başka yerde yapılamayacak eşsiz bir besindir. Yapısı günümüzde de tam olarak çözülebilmiş değildir. Anne sütü tam anlamı ile “kişiye özel”dir.
# 7 Aralık 2012 Cuma
Eğitim Raporu
BİLKA`nın hazırlamış olduğu Eğitim Raporu uzmanların nezaretinde, sahadan toplanan verilerin ışığında hazırlanmıştır.
# 5 Kasım 2012 Pazartesi
Ulusal Medyada Çalışan Kadınların Medyadaki Yeri ve Sorunları
Bilge Kadın Araştırma Merkezi (BİLKA), üstlendiği görevin bilinci ile şimdiye kadar el atılmamış bir konuda yeni bir proje gerçekleştirdi.
 
 

 
 
 

 

 

::: BİLKA Haberci

İsminiz
:
e-Posta
:
 
 Katıl  Ayrıl
 
BİLKA - Bilge Kadın Araştırma Merkezi © 2008 - Tüm hakları saklıdır