Ayşe BİLİR

Özgeçmişi:
Ayşe Bilir 1329 da Erzincan`ın Tan köyünde dünyaya geldi. Daha 6 yaşındayken babasını kaybetti. 3 kız kardeşler ve kendisi ortancadır. 16 yaşında 1. evliliğini yaptı, bu evlilikten 1oğlan ve 1 kız dünyaya getirdi. 1940 Erzincan depreminde 3 aylık da hamile olan Ayşe Bilir eşini, oğlunu, kızını ve karnındaki bebeğini göçük altında bıraktı. 1946 da 2. evliliğini yaptı. Bu evlilikten 1 oğlan çocuk sahibi oldu. Şimdi 3 torunu ve 9 tanede torununun çocuğu bulunan, dul bir hanım olan Ayşe Bilir gelinin yanında yaşamaktadır.
İlginç Veya Unutamadığı Bir Anısı:
• Eşim ayakkabı tüccarıydı bir de ortağı vardı. Trabzon`a Rusya`ya ayakkabı yollarlardı. Benim yanımda Rus hizmetçiler çalışırdı. 1940 yılında kızım 4 oğlum10 yaşındaydı.Bende 3 aylık hamileydim.1940 depreminde de Erzincan`daydım. Eşim ve çocuklarımın hepsi deprem altında kaldı.Bende omurilik ve bacaklarım kırık olarak çıktım. Maddi ve manevi her şeyimi orda bırakmıştım. Eşimin ortağı bütün malları alıp kendi üstüne yaptı evladım. Benim ne anam ne babam vardı. Bende dayımın evinde kaldım. Benim bütün göçük altında kalan eşyalarımı köyün meydanına getirdiler orda sattılar benim param olmadığından dolayı bana yardım etmek istediler. Ben bunlara dayanamadım kızım çok sıkıntı çektim ve en sonunda Bakırköylük oldum. 1950 yılında orda 6 ay tedavi gördüm. Sonra da 2. evliliğimi yaptım. 1oğlan sahibiyim Elhamdülillah.
• Biz köyde 1930`lu yıllarda çarşaf giyer peçe örterdik. Çarşaf kanunu çıkmış bizde bilmiyorduk evladım. Yine biz normal bir şekilde Erzincan da gezerken askerler bizi durdu. Bizim çarşaflarımızı çıkarmamızı ve peçemizi açmamızı istedi. Ama ben sadece peçemi açtım.
• Atatürk`ün öldüğü (1938) zaman Erzincan şehir hopörlerinden Atatürk ‘ün öldüğünü duyurdular. O zaman ben sucuk yoğuruyordum. Çok ağladım çok yiğit bir adamdı çünkü.
• Annemden duyduğuma göre Osmanlı-Rus harbinde toprak güveçte ot pişirip yerlermiş. O zamanlar ben çocuktum.
• 1918 yıllarında Osmanlı- Rus harbinden dolayı köylere baskın olacak diye bizleri Sivas Divriği`ne muhacir etmişlerdi. Bizde köylerde ki topraklarımızı buğdaylarımızı devlete teslim etmiştik. 2 sene kadar Divriği`nde kaldık. Rus ordusu Fırat`ı geçemedi. Fırat`a kadar geldiler. Orda kaldılar. Bizde savaştan sonra köylerimize Erzincan`a Fırat ‘a geri döndük. 5-6 yıl sonra da Ermenilerle bir kargaşa çıktı. Ermeniler muhacir olup ta sıkıntı çektiğinde ben 5-6 yaşlarındaydım Ermeni kadınlarının bahçemizden şalgam ve sebze aldıklarına şahit oldum.
Nasihat :
En büyük deprem felakettir.
İsterim ki gençler temiz giysinler, evlerini barklarını temiz tutsunlar ve sahip çıksınlar.
Kelamları her zaman güzel olsun.
Aileye önem versinler. Evladım 40 yıldır gelinimle beraber yaşıyorum. Elhamdülillah, çok memnunum.
Dedikodudan her zaman kaçının
Eşiniz kapıdan geldiğinde “nasılsın, iyi misin hoş geldin” deyin.
Güler yüzle kapıyı açın.
Ceketini giydirin ayet el kürsi okumadan ne eşini ne de evladını evden yollamayın
Kocana karşı olmayacaksın sabredeceksin evladım.
Her kız hem ilmini hem de dinini beraber yürütsün “ilim dinsiz, din ilimsiz olmaz” evladım
O zamanın devrinde kocam bir yere gittiğimde para verirse mutlaka 1lirasını kenara ayırmamı isterdi. Evdeki şeyler bitmeden de o paraya dokunma derdi. Her zaman kenarda paranız olsun kızım. Ne olacağımız belli olmaz.
“en büyük nimette akıldır” kızım ben bunu hastanede yattığımda çok iyi anladım.
“ALLAHIM AKİBETİMİ HAYIR GETİR, AKLIMI BAŞIMDAN ALMA RABBİM”
Röportaj: Saliha Bayat